<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467</id><updated>2012-02-01T17:30:24.443-05:00</updated><title type='text'>boş işler bu işler</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>53</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-7561365276223233303</id><published>2011-12-04T13:07:00.001-05:00</published><updated>2011-12-04T13:08:54.921-05:00</updated><title type='text'>Öğrenci Ödevi Notlama Acısı ve Kedi Özlemi Temalı Çakma Haiku</title><content type='html'>Burda paper cut&lt;br /&gt;Elimdeki kesikler,&lt;br /&gt;Orda kediler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar boy boy, öpsün seni Oldboy!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-7561365276223233303?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/7561365276223233303/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=7561365276223233303' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7561365276223233303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7561365276223233303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2011/12/ogrenci-odevi-notlama-acs-ve-kedi.html' title='Öğrenci Ödevi Notlama Acısı ve Kedi Özlemi Temalı Çakma Haiku'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-299076877524656589</id><published>2011-12-04T12:40:00.002-05:00</published><updated>2011-12-04T13:01:37.955-05:00</updated><title type='text'>Ihlamur Böceklenmemeli!</title><content type='html'>"Romeo Ölmeli" diye bir film vardı; o gün bugündür yazdığım şey her ne ise, -meli -malı başlık atma fikri çekici geliyor. Attım rahatladım. Oh!&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama ıhlamur böceklenmezse daha çok rahatlayacağım. Bu sene evimiz evimiz güzel evimize bir haller oldu. Önceden tek korkumuz sağda solda böcek örümcek görmekti, o bile seyrek olurdu. Sonra bu yaz evi böcek bastı. Centipedden örümceğe geniş bir skala ağırladık. Ağırladık dediysem gerçekten ağırladık. Ev arkadaşım benim gibi işine geldiğinde-dönek çevreci olmadığından zehir kullanamadık. Dolayısıyla anane çareleriyle baş ettik hayvanatçıklarla. Mutfak bir ara tanrılara sunak gibiydi. Karıncalar sevmiyor diye yerleri tarçın çubukları, naneli ciklet, karanfil, bebe pudrası ve nane yapraklarıyla kaplayıp üstüne bir de nane yağı damlattık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi kış geldi, hayvanlar artık gitti diye tam bi rahat nefes almıştım ki böcek dünyasında yeni bir saflaşmaya tanık oldum: fındık fıstık, makarna, tarhana, kuru biberlerim (my precious!), eriştem! Yıkılmış durumdayım. Bayrakları yarıya indirdim, bu acıyla baş etmeye çalışıyorum. Tarhananın, eriştenin, kuru biberlerin yeri doldurulmaz kaybı beni derinden sarstı. Öte yandan bu vesileyle daha büyük kayıpların ne olabileceği ve olmadan nasıl önlenebileceği konusunda da düşünmeye sevk etti devletimizi. Beni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Listenin en başında ıhlamur var. Boston'da ıhlamur yok çünkü. İki kavanoz altın değerindeki ıhlamurumu bu hain böcek istilasına yem etmek istemiyorum. Bak keserim kendimi! Fekat buzdolabımız öyle küçük öyle küçük ki orada ıhlamura yer açamam. Torbaya koyup camdan sarkıtsam (yurt pencerelerinden dışarı sarkan pabuçlar styla) da olmaz, yağmır vaaa, kar vaaa.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Acaba mesela kavanoza bir iki nane yaprağı atmak, aralarına fitne fesat karıştırmak iyi bir yöntem olur mu?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir sürü derdimin olduğu şu günlerde oturup ciddi ciddi bunun yasını tutmama ne demeli?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(blog as a springboard of ideas!)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-299076877524656589?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/299076877524656589/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=299076877524656589' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/299076877524656589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/299076877524656589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2011/12/ihlamur-boceklenmemeli.html' title='Ihlamur Böceklenmemeli!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-4889381438106615210</id><published>2011-09-19T15:14:00.003-04:00</published><updated>2011-09-19T15:38:02.114-04:00</updated><title type='text'>O kadar da bos isler degil ya, karnimiz doyuyor en azindan!</title><content type='html'>Bir sene yazmayinca insan lafa nasil girecegini bile bilemiyor ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yine buralara donmeye karar verdim sanirim ("karar verdim" ve "sanirim" pespese, dikkat cekerim. o derece emin degilim halimden yani), en azindan kafami toplayip bir seyler ciziktirme aliskanligi kazanmami saglar yeniden de oturup tez onerisi yazmaya basladigimda (mesela yarin?) azicicik daha kolay konsantre olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boston'a doneli bir bucuk ay oldu, ve ben hala sogan dogramadim. Surekli haslama sebzelerden salata ve yogurtlu mezeler falan yapip gecistiriyorum ogunleri. Aaa, brokoli sararmis, cabuk hasla! Eyvah karnibahar curuyecek, hemen hasla, diyerek geciyor gunlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugun de oyle basladi aslinda. Haftada bir tarladan gelen garip ve adini bile bilmedigim sebzelerin dolapta kalanlarinin bana ait oldugunu "e artik bitir sunlari da dolap bosalsin" vurgusuyla soyleyen ev arkadasimdan uyariyi alinca, bi de bugun kesin cok super ders calisicam diye kendime soz vermis oldugum icin girdim mutfaga sebzeleri yok edecek en kolay yolu bulmak icin. Once garip yesillikleri kavurdum, sonra pancarlari hasladim. En sona 3 patates, bir demet kereviz sapi, yarim patlican ve bir havuc kaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Once patlicani kizartayim dedim, ama zeytinyaginin dibinde kalmis. Bi lokma yagla denedim, olmadi tabi. Cope atilmak uzere kenara ayirdim. Sonra kereviz. Kereviz sapi haslanmaz ki! Kereviz sapi kavrulmaz ki! Bari pirasa gibi bir yemek yapayim dedim ufleyip pufleyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuclari kerevizleri patatesleri dogradim, kavurdum, suyunu ekledim. Iyy nasi cirkin gorunuyor belli degil! Hadi kimyon, hadi kirmizi biber, hadi kara biber. Yok, rezalet. Bi avuc bulgur atayim dedim ama bulgur taaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa en sonunda benim derin dolabin. Ustunde de borulce kavanozu var ayrica. Bi suru is. Gozume quinoia ilisti, allah dedim. Hem bulgurdan daha da proteinli. Attim bi avuc, biraktim yemegi. 10 dakika sonra bi baktim, hala igrenc. Boyle fokur fokur cadi kazani gibi. Dedim ki, madem igrenc olacak, bari su patlicanlari da ativereyim icine, battiysak tam batalim. Bi avuc daha quinoia, bi avuc da kirmizi mercimek. Bari besleyici olsun di mi? 10 dakika oda, sonrasinda mutfak. Hala rezalet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akli basinda her insan o yemegi cope atardi. Ama beni annem yetistirdi, cope yemek atilmayan evinde. Bizim evde eski yemekler once yenir, yeniler sonra. Bu durumda neredeyse her gun eski yemek yenmis oluyor di mi:) Ama hic de cope dokulmemis olur. Bunda babamin ve ablamin yemek secmemesinin ve onlerine konan her seyi silip supurebilmelerinin de etkisi var tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ben cope dokmek yerine azicik su ekleyip blenderdan gecirdim. Yemekti corba oldu! Ama nasil guzel oldu! Ay boyle mercimek gibi ama patlican tadi da var, ezogelin gibi ama bulgur degil quinoia var, kerevizin kendi tadi, onun aciligini bastiran havuc falan! Bizim mahallede bi kafe var, "kitchen sink" (mutfak lavabosu) diye bi kekleri var. Her gun ellerinde kalan malzemeyi ekliyolar hamuruna, o oluyor. Iste findik kaldiysa o, cilek kaldiysa o, muz kaldiysa o falan. Benim yemek de oyle oldu iste. Bir daha hayatta yapilamayacak yemeklerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymis, onemli olan dis degil, ic guzelligiymis hohohoho :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-4889381438106615210?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/4889381438106615210/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=4889381438106615210' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/4889381438106615210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/4889381438106615210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2011/09/o-kadar-da-bos-isler-degil-ya-karnimiz.html' title='O kadar da bos isler degil ya, karnimiz doyuyor en azindan!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-1199393332377691532</id><published>2010-10-28T13:02:00.008-04:00</published><updated>2011-09-19T15:10:22.643-04:00</updated><title type='text'>Honey, I'm home!</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Dönemin yarısı oldu, hatta yarısından bi hafta fazlası geçti gitti ve ben hala doktora yeterliliğime hazırlanma motivasyonunu bulamadım. Sonra bi de baktım ki ne göreyim: blog yazmıyorum, ondan! Saçma sapan, ıvır zıvır, dandik dundik, aptal saptal, abidik gubidik (tamam kes!) düşünceler içimde kalıyor, ondan derse oturamıyorum!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Blog yazmamamın yanında yemek de pek yapmadığımı fark ettim ayrıca. Ama geçen gün tam ev ekonomisi derslerine layık bi yemek yaptım: pancar sapı yemeği!! Annemi arayıp söylediğimde yeryüzünün en anti-israfçı insanı olarak o bile bi kahkaha patlattı, paran yoksa babanın kredi kartıyla yap alışverişini yavrum, ac kalma dedi. Oysaki çok güzel oldu yemeğim, hıh!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Sizden vegan, sizden organikçi, sizden yeşil, sizden aktivist olmasın; bende bi ev arkadaşı var ki (konu mutfak olduğunda) pek hevesli. Vegan ve organik dostu olup herşeyi yiyemediğinden, yiyebileceği şeyleri bulduğunda deli gibi depoluyo. Bir nevi compulsive hoarding. Bizim buzdolabının bi gün dikişleri falan atacak, dört tarafı dört yana düşecek, içindekiler tüm mutfağı kaplayacak. Zira o compulsive hoarder'sa ben de düşük bütçeli bi insanım. Pazara gidip ucuza bi dünya şey alıp getiriyorum  marketten az az almaktansa. Oluyo mu sana buzdolabı bir sirk! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Mesela dün dar alanda devrilen haşlanmış pancarın pembe suyu bi güzel tüm alt rafa akmış, ama alt raf da o kadar kalabalık ki toplam yarım saatimi aldı boşaltıp silip yerleştirmem. Ayrıca kolumda bacağımda pancar suyu damlalarıyla italyanca dersine gidip yapmacik bir hezeyan yarattım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Neyse, konumuza dönelim. Hah. Şimdi bu hoarding dahilinde Kelly kızımız bi tarlaya üye oldu, beni de üye yaptı, bize haftada bir organik sebze geliyo. Gelenler de acayip acayip şeyler. Ben diyim tat soi, sen de lemon grass... Ya da tek bi pırasa. Hatta geçen anason gelmişti, anasonun da üstünde dere otu gibi bi kısmı var. Kellycan bunları ayırmış gövdeden, başka torbaya koymuş. Ben bu sabah dur lan maydonoz dereotu domatesli bi kahvaltı yapiim derken bi güzel yıkadım bu anasonları, zeytinyağladım ve ilk lokmamla dünyam karardı--kahvaltıda rakı! (Bu noktada cumartesi hayatımın en çok rakısını içip pazar hayatımın en kötü akşamdan kalmalığını yaşadığımı, pazartesi sabahı olan dersimi iptal etmek zorunda kaldığımı belirtmek isterim. That's why.)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;(Oha ne çok yazıyorum lan! Parmaklar durmuyo. Vah zavallı ben, bi şeye konsantre olmaya olmaya bak blog yazısı bile bayram havası estirdi bünyemde!)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;İşte bu çiftlik bize her hafta pancar yolluyo. Ama ne pancar. 4 tane, kedi taşaği gibi minicik pancar ve 8 metre boyunda sapları! Sapların ucundaki yaprakları salataya zaten hep koyuyodum, ama sapları pişirebileceğimi hiç düşünmemiştim. Öyle bakınırken tek pırasamızı bu saplar ve biraz da pirinçle pişirsem ya ulan dedim, biiyylee gözlerim parladı, yapar mısın yaparım yapar mısın yaparım derken kendimce, yaptım gitti. Çok süper oldu lan. Öneririm! Azıcık pul biber ve kimyon da süper gidiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Geçenlerde de yine evdeki fazla sebzeleri likuide (girdi mi bu türkçeye? girdi galiba, para konularında en azından) etmeye çalışırken kereviz saplı ve mercimekli zeytinyağlı havuç yemeği yaptım. Oh beybi yeah beybi. Nası güzel oldu! Kereviz sapı mercimeğe çok yakışıyor... Hatta gidip yine pişiriyim bari, kerevizler yeni geldi, taze taze...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Oh be!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Temizlendim resmen ya! Katarsis mon amour!!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 0, 0);font-family:georgia;font-size:medium;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-1199393332377691532?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/1199393332377691532/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=1199393332377691532' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1199393332377691532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1199393332377691532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/10/honey-im-home.html' title='Honey, I&apos;m home!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-7005953875104092180</id><published>2010-04-06T21:20:00.005-04:00</published><updated>2010-04-06T22:04:22.707-04:00</updated><title type='text'>seviyorum işteee var mı diyeceğiiin, seviyorum işteeee var mı diyeceğin</title><content type='html'>Canım çekiyodu çok fena. Hem yemek uydurmak, hem yemek yapmak, hem yemek yemek hem de yemek tarifi yazmak. Madem yarın food and gender konulu sunum yapıcam, tam vakti.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdilik sadece gezi defterimin sayfalarını dolduran New Orleans yolculuğumda 4 gün boyunca patates kızartmasıyla, arada da misisipi derya kuzusu deep fried catfish ile beslenmek zorunda kaldım. Çünkü neden? Çünkü adamlar etten hem de deep fried etten başka hiç bir şey bilmiyolar. Sebzelerden de bi patates bi bamya. Bamya da kızartma olarak tabi, zeytinyağlı yemek değil. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk gün sokaklarda ağızlar heyecandan açık şekilde gezerken her yerde küçük timsah (ama crocodile olan diil, alligator olan) kafaları görüp çin malları da her yanı sarmış kardiş muhabbeti yapıyorduk. Sonra akşam yemeğinde menüyü elimize almamızla çarptı acı gerçek yüzümüze. Ne acıdır ki gerçek timsah kafatasına ellemiş bi insanım artık...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, bahsedince o kızartma yağı kokusunu hissettim bak burnumda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelelim benim yemeğe. Of nası lezzetli oldu! Tam da rejim yapiim bari diyodum ki, iki gün yetecek yemeği gide gele gide gele bitirdim 5-6 saatte. Tombik teyzelerin nası o hale geldiğini anlıyorum artık. Pek datlı olmuş, bari biraz daha yiyim'le geçen bi ömür!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben bu tofuyu süzmeyi kesmeyi niyeyse hiç beceremiyorum arkadaş. O yüzden edebimle küp küp küp küp küp (ayyy kadıköydeki küp börek evine giderdik ne güzel kahvaltıya. Ah ahhhhh. Ama olsun, evime 10 dakika yürüme mesafesine Istanbullu diye Bakery açılıyo, yihuuuuuuu!!) kesilmişini aldım bu sefer. Ne kolaylıkmış yarab!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce zeytin yağı, susam yağı ve bi gıdım tatlı balzamik sirkeyi tavaya koydum, içine evde bulabildiğim tek çeşit olan beyaz susamı ekledim, balzamik sirke ve ateş sağolsun mulatto susam yaptım. Yetmedi yay şeklinde ince soğanları azcık şekerle birlikte ekleyip -siz şefler nası dersiniz- karamelize ettim. Tavanın dibi böyle çamur gibi bişi oldu. Her zamanki gibi o an altını söndürüp tavaya bi dilim ekmekle saldırma arzumu bilinç altıma itip küp börek evlerini attım tavaya. Eşekler pişmek bilmedi. Arada yarım makale okudum; müstakbel tez danışmanımın mulligatawny yani köri çorbasının tarihini gender ve class açısından incelediği makale. Sonra gözlerimi kısıp uzaklara bakarak, lan aynısını humus için de yapabilir miyik acaba dedim aptal aptal. Hemen gtalka koştum, pişt keranacı, aklıma fikir geldi dedim burcuya, ama her zamanki gibi fikri falan sallayıp hayatla dalga geçme discourse'umuza demir attık. Ha bu arada tofuları karıştırdım mütemadiyen. Hatta bi noktada içine ikiye kesilmiş brüksel lahanası attım ki tofu bi yandan lahana bi yandan bağırsakları bi iyice yorsun manyak etsin. Sonracığıma, yine her zamanki gibi "anaaaammmmm tuz!" nidalarıyla geç de olsa tuzunu koydum. İçime sinmedi, yarım çay bardağı soya sütü koydum. İçime sinmedi bi avuç rende badem koydum. İçime sinmedi çeyrek çay bardağı portakal suyu koydum. İçime sinmedi firenç kat taze fasülye koydum. O da yetmedi biraz da bezelye ve mısır ekledim. 5 tane postakartı yazdım (yemeğin en önemli aşaması bu), iki türkiyeye, bi rusyaya, bi finlandiyaya, bi de çine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, pişti yemek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Sumptuous!" New York Food Review&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Deliriously Delicious!" Herald Tribune&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Oh Baby Yeah Baby!" Herıld Yani&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Var ya, offff çok güzel oldu" diyerek bu gereksiz kelimeler yumağını sanal tarihin bi parçası ediyorum. Gidiyim son tabağı da yiyim de vücut ölçülerimden en yükseği belim olsun artık!!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-7005953875104092180?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/7005953875104092180/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=7005953875104092180' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7005953875104092180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7005953875104092180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/04/seviyorum-isteee-var-m-diyecegiiin.html' title='seviyorum işteee var mı diyeceğiiin, seviyorum işteeee var mı diyeceğin'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-1993895130989693587</id><published>2010-03-26T21:32:00.006-04:00</published><updated>2010-03-29T20:21:45.825-04:00</updated><title type='text'>"Biz zaten hep sultanıyegah olmadık mı?"*</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFFFFF;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Atıf Yılmaz'ın Ah Güzel İstanbul filmini izledim bugün. Bostonda, müzede (!) Ne güzel filmmiş o öyle! Ummadık taşın baş yarması... Eve geldim bi de youtubedan izledim bi sürü sahnesini. O zaman farkettim ki festivalde ayrı sahneleri kesmişler, youtubeda, yani trt versiyonunda ayrı. Kesilmemiş hali bulunur mu bu filmin acaba (diye sordu babası trt emeklisi olan şapşal)? &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Trt Ayla Algan'ın şarkı söylediği sahneleri, rakı masası muhabbetlerini ve en sevdiğim kısmı (Haşmet'in iki fakülte bitirmiş Leman hanımla evlendiğini gördüğü kabusu) kesmiş, kuşa çevirmiş. Festival direk amerikalılara çalışmış, onları sarmayacak sahneleri çıkarmış (öte yandan bok gibi çevirisiyle olsun, beyaz altyazıların beyaz zeminde görünmemesiyle olsun tam bir denyo olduğunu göstermiş oldu organizatör). Daha da kötüsü, filmin 5. dakikası civarı başlayan credits kısmını direk silmişler. Ne oyuncusu belli filmin ne yönetmeni. Çok bravo. Ayrıca credits esnasında filmin adı şöyle yazılıyo: Ah Güzel İstanbul(!), o kısım gösterilmeyince de bilinemiyo tabi parantezli ünlem.. Ay neyse, Alin Taşçıyan gibi ekşi suratlık yapmiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel bi film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başından bir kuble (kesilmiş tabi, ama en azından en başı normal galiba):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZCTqNa2eTuA&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ZCTqNa2eTuA&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ay bi de boktan yeşil hat metrolarından sevgili kırmızı hat metrolarına süzülürken kendime engel olamadan (ve sözlerini de bilmememe rağmen) söylediğim şu şarkıyı da ekliyim ki alaturkalıktan öleyim! (Evet filmin vapurda geçen ve Boğaz manzaralı son sahnesinde ağladım da! Ama Beylerbeyinde geçiyo film, ben ağlamiyim de kimler ağlasın; Çengelköy-Beylerbeyi, a stone's throw!) Neyse ki yarın greek yoghurttan bi haydari yapıp bi cantaloup kesip ince belli çay bardağında rakı içmece günü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube-nocookie.com/v/mf9kbqHpKdk&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube-nocookie.com/v/mf9kbqHpKdk&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Last but not least, yok benim ders çalışmam lazım diye cuma akşamı cuma akşamı partiye gitmeme disiplinini/hıyarlığını gösterip sonra gelip  "boş işler bu işler"le uğraşmak da çok priceless...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*aşağı yukarı. youtube versiyonunda kesmişler zira o sahneyi. hatırladığım kadarıyla artık. İngilizce altyazısını hatırlıyorum, niyeyse: Haven't we always been atonal?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFFFFF;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-1993895130989693587?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/1993895130989693587/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=1993895130989693587' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1993895130989693587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1993895130989693587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/03/biz-zaten-hep-sultanyegah-olmadk-m.html' title='&quot;Biz zaten hep sultanıyegah olmadık mı?&quot;*'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-6656547708999678372</id><published>2010-03-14T22:57:00.010-04:00</published><updated>2010-03-29T20:26:45.517-04:00</updated><title type='text'>this hole of the hollow between two bellows*</title><content type='html'>Instead of a Preface&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the terrible years of Yezhov terror I spent seventeen months waiting in line outside the prison in Leningrad. One day somebody in the crowd identified me. Standing behind me was a woman with lips blue from the cold, who had, of course, never heard me called by name before. Now she started out of the torpor common to us all and asked me in a whisper (everyone whispered there):&lt;br /&gt;"Can you describe this?"&lt;br /&gt;And I said: "I can."&lt;br /&gt;Then something like a smile passed fleetingly over what had once been her face.&lt;br /&gt;— Leningrad, 1 April 1957&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anna Akhmatova, from &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Requiem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da Instead of an Epilogue to Humanity ya da Hello, Inhuman olsun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/bu-adama-dikkat-/turkiye/sondakika/14.03.2010/1211176/default.htm"&gt;http://www.milliyet.com.tr/bu-adama-dikkat-/turkiye/sondakika/14.03.2010/1211176/default.htm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle durumlarda kana kan intikam isteğimi evcilleştiremiyorum malesef ve düşüncelerimde şalter atıyor, anlatılırın dışına çıkıyorlar: "'Can you describe this?' And I said: 'I can'" not.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(öte yandan haberdeki hayvanı insanlaştırmadan, iyi huylu olduğuna değinmeden, hamileliğini ve yavrularını kaybetmesini vurgulamadan ve hayata küstüğünü belirtmeden yeterli etkiyi sağlayamama endişesi de insanlık dışıların hiyerarşisine [kuduz köpeğe tecavüz etmek ve öldürmek vs. hamile köpeğe tecavüz edip yavrularını öldürmek, mini etekli ve cinsel enerji dolu bir kadına tecavüz etmek vs. 35 yaşında iki çocuk annesi hocanıma tecavüz etmek....] bakan başka bi post'un ve hatta mümkünse bi akademik makalenin konusu olsun. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuck y'all, "bu adam"lar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Artaud&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-6656547708999678372?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/6656547708999678372/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=6656547708999678372' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/6656547708999678372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/6656547708999678372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/03/this-hole-of-hollow-between-t.html' title='this hole of the hollow between two bellows*'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-55234346683614601</id><published>2010-02-06T16:15:00.007-05:00</published><updated>2010-02-07T12:24:44.735-05:00</updated><title type='text'>The art of losing isn't hard to master</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Cumartesi kutuphanesine bayiliyorum. Cuma da bos oluyor, evet, ama sikici oluyor niyeyse. Pazar da hinca hinc. Sorumluluk bilir Amerikan ogrenciler ustlerinde pijamalari terlikleri, agizlarinda sakizlari ve dedikodulariyla dolduruyorlar her koseyi. Zaten pazar gelmiyorum, odevlerin zike zike bitirilmesi gerektigi, yusuf yusuflugun zirve yaptigi gun oldugu icin evde calisabildigim nadide bi zaman dilimi kendisi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Hele cumartesi kampusune daha da cok bayiliyorum. Bombos. Yurtlarin cevresindeki bir iki kendini bilmez haric kimse yok. Gevrek Amerikan ingilizcesi sagini solunu sarmiyor insanin, ya da 'I was like blah blah and he was like oh my god and I was like oh god I so wanna kiss you' diye anlatacak bi suru seyi olan koca sesli kizlar. Hatta saat erkense bir haftalik kayip seyler birikintisini de ilgiyle izleyerek yuruyebiliyor insan, PoMo bi sanat galerisi gezermis gibi. Bir kalemkutusu, bir kac toka, bir bere, bir suru kalem... Yalniz yururken yapmayi en sevdigim sey. Tuketim cilgini amerikan universite kampusu de bunun icin en iyi yer tabi. Dusurduklerini, kaybettiklerini hic arayan var midir diye merak ediyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Lise ikideyken aslinda cok da ozel olmayan bir cift eldivenimi vapurda dusurmustum, her zamanki kaybetme yontemimle: oturunca elindeki nesneyi kucagina koyarsin, yolculuk ya da her ne ise yaptigin sey onun esnasinda kucagindakinin varligini unutursun, kalkar, dusurur, ustunden bi guzel yurur gecersin. Iste ben o kiytirik eldiven icin dersane kapisindan Besiktas iskelesine geri yurudum, sehir hatlari amcalara derdimi anlattim: "Cok mu ozel guzel bir eldivendi kizim, deri miydi neydi?" "Yok degildi, yundu ve nasi guzel isitiyordu!" "Kizim ugrastirma yun eldiven icin bunca adami simdi" "Ama bakin taa nerden yurudum, bi arayiverseniz ne olur?" Tabiki bulunamadi, takim olarak dusmus eldiveni kim birakir ki yerde? Mukadder teyzemin hediyesi eldivenler simdi 'eller'in ellerini isitiyodur herhalde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Boston'da en cok bulunacak kayip nesne eldiven. Eski ev arkadasimin koleksiyonu vardi, tek eldiven koleksiyonu. Ama benim koleksiyonlarim gibi bos ve islevsiz degil. Yerde bulup begendigi eldivenlerin diger ciftlerini de bi noktada bulabilecegine inaniyordu. Hatta arada cikarip  "Buna kahverengi sol suet es lazim, buna da siyah deri sag" diye gosterirdi. Ben o siyah derinin sagini buldum bi gun. Hem de karlarla kapli bi bos alanin ortalarinda gorerek. Usenmedim bata cika gittim yanina, lutfen sag olsun lutfen deri olsun diye diye. Dilekler gercek cikinca da eve bi nese icinde gittim ki!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Boston bienali olsa bu sokaklardaki eldivenlerle ilgili bir proje yapmak klise bile kacar herhalde, sehrin kenar susu zira onlar, herkes bunu goruyor ve farkinda olmali di mi? Benim merak ettigim kaybolmayan diger teklerin ne yaptigi. Mesela ben kaybetsem birini, digerini de birakirim mantikli bi yerlere ki belki kavusurlar. Ama ben bi sey kaybetmemeye kararliyim. Uzun yillar o kadar cok seyimi kaybettim ki artik buna bir dur diyorum. Neredeyse herseyime manevi deger yukleyerek onlara daha iyi bakmayi ogrendim. Mesela bi eldivenimi Amerikadan Turkiyeye ilk donusumde annem almisti. Digeri annemin genc kizlik eldiveni. Sokuklerini de ananeme yamattim, boylece takinca 3 nesil birden kadinim. Digerini Burcucumla Londradan aldiydik, onda da var bi tane; kaybedersem elimi de keser birakirim ikincisinin yaninda. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;isin ozu, lafin kisasi; ben bugun bi dangozluk yaptim, okula yururken yerde duran bi cuzdanin ustunden sekip gectim. Aaa cuzdan dedim. Kimin ki acaba dedim. Calinmis mi dusmus mu ki dedim. Ama bunlari derken yurumeye ve olay yerinden uzaklasmaya devam ettim. Ancak 5 dakika kadar sonra bi anda ya icinde telefonu falan vardir aslinda insanin, arasam ya dedim. Geri dondum mu? Hayir. Su anda kutuphanede guya ders calisiyorum, gidip bakayim duruyosa arayayim sahibini diyecegime salak salak bilgisayar karsisinda yazi yaziyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne bicim bir eylemsizlik hali bu? Yerdeki nesnelere ilgim sadece yerde olduklari gercegiyle ve benim onlara uydurdugum hikayeler kurmacasiyla mi sinirli? Ve gercekten bir hikayesi olmasi ve o hikayenin degistirilebilecek olmasi gerceginin hic mi anlami yok? Bilemedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Son zamanlarda surekli bir fark etme halindeyim; bazi konularda &lt;i&gt;ben bisi yapsam ne olucak ki dunyada bunca gerzek bunca mankafa var oldugu surece&lt;/i&gt; demekten vaz gecip gercekten bir seyler yapmaya calisiyorum, yazin Turkiyede olusumu bi ise yaratacak projeler dusunuyorum. Ama su anda boyle salakliklar yapmaktan da hic cekinmiyorum belli ki... Bu da bi sey diye sevinmeli mi yoksa bu da bi sey diye sevinmek acinasi mi, onun cevabini da bi sure &lt;em&gt;defer&lt;/em&gt; edicem.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ote yandan Turkiyeye gidisi geciktirip "commie camp"e gidesim var cok fena. Napicaz bilmem. Mayis sonunda son maasi almak demek, haziranda ev kirasi veremeyecek olmak demek. Bu durumda haziranin ilk 15 gunu homeless shelterlarinda mi yasicam? Commie camp dedigim de institute gibi workshop gibi bi aktivite bu arada, got yaymalik yaz kampi degil yani (2010 Marxist Literary Group, Institute on Culture and Society). Firedirik Ceymisin'in 30 kusur sene once baslattigi bi gelenekmis kendileri...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Baslik pek sevgili "One Art" siirden alinti. Bendenize cok koyar kendisi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;ONE ART&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="  ;font-family:Arial;font-size:14px;color:#333333;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;The art of losing isn't hard to master;&lt;br /&gt;so many things seem filled with the intent&lt;br /&gt;to be lost that their loss is no disaster,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lose something every day. Accept the fluster&lt;br /&gt;of lost door keys, the hour badly spent.&lt;br /&gt;The art of losing isn't hard to master.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Then practice losing farther, losing faster:&lt;br /&gt;places, and names, and where it was you meant&lt;br /&gt;to travel. None of these will bring disaster.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I lost my mother's watch. And look! my last, or&lt;br /&gt;next-to-last, of three beloved houses went.&lt;br /&gt;The art of losing isn't hard to master.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I lost two cities, lovely ones. And, vaster,&lt;br /&gt;some realms I owned, two rivers, a continent.&lt;br /&gt;I miss them, but it wasn't a disaster.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-- Even losing you (the joking voice, a gesture&lt;br /&gt;I love) I shan't have lied. It's evident&lt;br /&gt;the art of losing's not too hard to master&lt;br /&gt;though it may look like (Write it!) a disaster. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="  ;font-family:Arial;font-size:14px;color:#333333;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;Elizabeth Bishop&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="  ;font-family:Arial;font-size:14px;color:#333333;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="  ;font-family:Arial;font-size:14px;color:#333333;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-55234346683614601?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/55234346683614601/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=55234346683614601' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/55234346683614601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/55234346683614601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/02/art-of-losing-isnt-hard-to-master.html' title='The art of losing isn&apos;t hard to master'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5671266475703628571</id><published>2010-02-04T00:44:00.006-05:00</published><updated>2010-02-04T01:25:34.367-05:00</updated><title type='text'>alınan verilen/boş işler indeed</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; font-family:arial, sans-serif;font-size:11px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Geçen hafta bi internet sitesinden yine birbirinden gereksiz defter ve kartpostal alışverişi yapmıştım (ama sanatçı kooperatifi bunlar, hayırlı bi iş yaptım yani aslında), şöyle bi email aldım: &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; font-family:arial, sans-serif;font-size:11px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Hello, &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;This is a brief message letting you know that we got your order and it will be filled and shipped on Wednesday, 02/03. Roger, who normally fills orders, left yesterday for Indonesia and Katie (who is taking over for him) can't start until Wednesday. Excuse our tardiness and thank you in advance (hopefully) for your patience!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Yavruuuuum, yerim ben sizi! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;"Take it easy man! Say hi to Roger whenever he calls you from Indonesia and thank Katie for me, it's so nice of her to take over for Roger" diye cevap yazacaktım. Yazdım da, ama daha az laubali yazdım tabi. Bakalım sabah sevimli bi cevap beni bekliyor olacak mı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Diğer alınan verilen de (ilk defa içeriğe uygun başlık atmayı başardım galiba!!) oje. Sanki sürebiliyormuşum gibi aldım. Resmen tırsıyorum elime sürmeye, bölümdekiler arkamdan "Bu kız oje sürmeye vakit nereden buluyor yahu, çalışmıyor herhalde hiç, aptal galiba biraz" falan dicekler diye. Zaten güzel giyiniyorum diye bi husumet var aramızda. Makyaj da yaptıysam iyice halleniyolar (makyaj yapmak dediğim de kalem çekmek-ruj sürmek, korkumdan rimeli de bıraktım --gerçi geceleri temizlemeden yatıp sabah kömürcü çırağı gibi kalktığımdan bıraktım rimeli biraz da). Bugün mini etek-dantel çorap kombinasyonuyla göze batmiyim diye saçlarımı yapmadan gittim. Ulan doktorada uğraştığım meselelere bak, aptalım galiba biraz? Neyse, ojenin markası diyodum, Sinful Colors, rengi de Bleeding Heart (Gerçi rengi Bleeding Heart değil bence. Lakayt bi kırmızı. Bulamıyorum aradığım tok-karizma kırmızıyı. Nerde memleketimin 1 ytl'lik flormarları). Güldürdü beni kerata. Interracial porno adı gibi lan! Sinful Colors: (abooov, alt başlık buliyim diye düşündüm düşündüm düşündüm durdum, bulamadım. hiç porno izlemediğimden olsa gerek. demek ki konu üzerine iki akademik makale okumayla olmuyormuş bu işler! Doktora öğrencisi dilemması: bir iki makale okuyup her şeyi bildiğini sanmak vs. her okuduğu şeyle ne kadar yetersiz olduğunu fark etmek) Hatta bak bunun ikincisini de çekip adını da Colorful Sins: bişi bişi yaparım (denyo dediğim bostoncı'cıdan ne farkım kaldı?)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;Wordsworth demiş ki "Empty thoughts! I am ashamed of them." Şair bu dizesinde blog olayını taaa 1805te bilmiş de bize seslenmiş:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5671266475703628571?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5671266475703628571/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5671266475703628571' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5671266475703628571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5671266475703628571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/02/alnan-verilenbos-isler-indeed.html' title='alınan verilen/boş işler indeed'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-895494121694048671</id><published>2010-02-01T00:29:00.011-05:00</published><updated>2010-02-01T18:45:46.851-05:00</updated><title type='text'>çok fena boş post.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2ZqkwArdQI/AAAAAAAAAIE/SKiwFnamBTM/s1600-h/img088.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 196px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2ZqkwArdQI/AAAAAAAAAIE/SKiwFnamBTM/s200/img088.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433147180064666882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#0000EE;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#0000EE;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2ZqkwArdQI/AAAAAAAAAIE/SKiwFnamBTM/s1600-h/img088.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#0000EE;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2Zqbiliw8I/AAAAAAAAAH8/ALzRVjuB2-U/s1600-h/img093.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2Zqbiliw8I/AAAAAAAAAH8/ALzRVjuB2-U/s200/img093.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433147021842367426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Faunaya floraya hayırlı olsun, petunyam çiçek açtı, hem de iki tane! Kokuyo bi de güzel güzel. Her ne kadar sevmesem de evde çiçek, ilk göz ağrımın ilk çiçekleri olduklarından pek hevesliyim. Ama malesef fauna da aynı şekilde hevesli. Gerçekten hayırlı oldu kendilerine; 5 aydır bi kez örümcek görmüşken, bi haftada iki tane gördüm, şahane oldu (ay heyt örümceks). Gerçi biri banyoda, onun benim çiçekle ilgisi yoktur heralde. Pencereyle tel arasında sıkıcı bi hayatı var hayvancığın, biz banyo yaparken nemden buhardan deliriyor, kaçacak yer arayıp duruyor. Ama tek deliren o değil, benim de bi göz hep açık, hep örümcek telden süzülüp üstüme atlamıcak di mi diye tetikte. Aileyle yaşama olayını sırf "Anneeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee, örümceeeeeeeeeeeeeyyyyyyyyyyyyyykkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk" diye bağıramadığım için özlüyorum. Gerçi annem de iplemiyo artık benim araknafobimi. Yazın vişne ağacının derinliklerine yolladı beni gözünü kırpmadan. Reçel yapacakmış, ben amerikaya götürecekmişim. Aha duruyo dolapta, bi kaşık yemediğim, şekerlendiği ve boşu boşuna taa buraya taşıdığım yetmezmiş gibi örümcekler alemine de boşuna dalmış oldum yazın. neyse.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Çok fena boş dedimdi ben.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" border-collapse: collapse; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 18px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family:'trebuchet ms', verdana, arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Şimdi çok fena dolu (!) işlere geri dönüp Hegel'in master-slave dialectics'ini fransız kolonisi Saint-Domingue'nun 1805'te fransadan bağımsızlanıp Haiti olarak kurulmasına bağlayan makaleye yazdığım ödeve bi öpücük kondurayım (böyle de dolu bi insanım yani aslında kıhkıh).&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-895494121694048671?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/895494121694048671/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=895494121694048671' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/895494121694048671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/895494121694048671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/02/cok-fena-bos-post.html' title='çok fena boş post.'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2ZqkwArdQI/AAAAAAAAAIE/SKiwFnamBTM/s72-c/img088.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8632376017152310400</id><published>2010-01-21T22:46:00.008-05:00</published><updated>2010-01-22T00:15:51.511-05:00</updated><title type='text'>vanpir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S1kvlvORneI/AAAAAAAAAGc/23LuFjgbxbM/s1600-h/bakjwi.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S1kvlvORneI/AAAAAAAAAGc/23LuFjgbxbM/s320/bakjwi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5429423151149850082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;oha ya. park chan-wook'un &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;bakjwi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;'si (thirst) neymiş öyle! kendisinin vengeance trilogy'si hiç kalır bunun yanında. so bloody good! ama too bloody. ellerimden kan çekildi izlerken. hala da buz gibiler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;yine de , olanca kan sevmez halime rağmen bayıldım. resmen demin bitirdiğim filmi bi daha izleyesim var. hastanedeki sevişme sahnesini de haftada bir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;çatılardaki uçma sahnesi hariç, eski gelin-kaynana programlarından &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;semra hanımın&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:Georgia, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;(bi zamanlar çok engin bi POPOl&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;er kültür muhteviyatım vardı) &lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:Georgia, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;deyişiyle "aşıkım!" bundan böyle &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;bakjwi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;'ye.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:Georgia, serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;çocukluğumun vampirli hayal dünyasının ürpertisine anca bu kadar güzel geri dönebilirdim heralde! bi de her ne kadar onu da sevmiş olsam da, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;let the right one in&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;'in beynine çok rahat vereceğini söyleyerek olmuşken ağzımı da bozayım dedim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;bu adamın &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;i'm a cyborg, but that's ok&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;'ini pek önerdi bir arkadaşım ama okulun kütüphanesi henüz merak etmemiş kendisini, edinmemiş. bayimden ısrarla isteyeceğim, sabırla bekliyeceğim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'courier new';"&gt;tatildeki film izleme şölenimi bununla birlikte ve çok fena dadmin olmuş bi şekilde bitiriyorum böylece. amen.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8632376017152310400?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8632376017152310400/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8632376017152310400' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8632376017152310400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8632376017152310400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/01/vanpir.html' title='vanpir'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S1kvlvORneI/AAAAAAAAAGc/23LuFjgbxbM/s72-c/bakjwi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5223026915805602186</id><published>2010-01-20T17:10:00.012-05:00</published><updated>2010-01-21T09:27:34.365-05:00</updated><title type='text'>pirinç akışı</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;neden? çünkü benim bilinç akışımdan roman değil anca pilav olur. bugün kendi bilinç akışımdan kendi kafam şişti. şimdi buraya boşaltayım kalabalığı ki bi ay önce yazmam gereken öğrenci paperı margin notlarını bitireyim bu gece. (yapmam gereken iş var ya, bıraktım dediğim bloga döndüm yine!)&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bugüne, ulan kaç gün kaldı ki 11e 12ye kadar uyuyabileceğin, uyu anasını satiim diyerek oldukça geç başladım ve de şansıma 12de biriyle buluşup bende kalan bişiyini vermem gerektiğinden evi koşar adım terketmek zorunda kaldım. sonra da dedim ki, madem güne bu kadar erken (?) ve dışarıda başladım, hadi bugün ikinci el kitapçı gezip bu dönemki derslerin 28 adet (ühühüh) kitabını alma günü olsun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu hatayı her dönem bıkıp usanmadan yapıyorum. internetten sipariş ver be kadın! yok, illa gidicem ve gereken kitaplardan çok gerekmeyenleri alıp çıkıcam. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ilk tükkan harvırd buksıtor. öyle bi yer ki, bi gün &lt;i&gt;bacaksız sigara kaçakçısı&lt;/i&gt; ya da &lt;i&gt;ökkeş lunaparkta&lt;/i&gt;'yı falan bulsam hiç şaşırmam, sadece oturur çocukluğuma dönerim. her şey var. inadına da gözümün önüne önüne bi sürü güzel kitap geldi. bi kitabı alıyorum, sonra bi başka şahane kitap görüp öncekini bırakıyorum. sonra daha iyisini görüp onu da bırakıyorum. yani bi noktaya kadar kendimi kontrol altında tutuyorum: elinde tutabileceğin kadar kitap almaca. 3 okul için roman, 4 de kendime hakim olamadığım için. tam ödeyip kaçıcam arkama bakmadan (4 baya iyi aslında), eski pullardan magnetler yapmış satıyolar! başında geçen 5 dakika, kafadaki münakaşanın ardından 4 tane almak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;haydi ikinci dükkan. raven. yeni mal gelmiş, nası da güzel kokuyo! sahaf kokulu parfüm yapsalar ya.. marquis de sade'ın şahane bi toplamasını buldum. justine, boudoir, mektuplar, diyalog. bi de blanchot yazısı sade üzerine. almayim de ne yapayım. 1 okul için kitap, 2 de dondan fırlayan kitap. yine kasada ekstra harcama: çanta. bi raven çantam eksikti! bi de yani iyi, güzel, alıyorum bunları da ben hayatta o ülkeden bu ülkeye taşınırken (amin) bu eşyaları yanımda götürmek için kim bilir ne paralar dökmek zorunda kalıcam! bi de önceden kitapları çuvala doldurup ya allah diyerek gemiyle türkiyeye yollama opsiyonu vardı. artık yasaklanmış o!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Poe'nun kuzgunu bana da gelip "bi daha asla" diyiverse ya. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;quoth the raven 'nevermore.'&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hiç sanmam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;üçüncü kitapçıdan edebimle çıkacağımı tahmin ediyordum, ta ki kasanın yanına kalleş karmam tarafından itinayla bırakılmış &lt;i&gt;anatomy of melancholy&lt;/i&gt;'yi görene kadar. yıllardır okuma listemde boş boş oturan kitap. hem de 500 sayfa ve gıcır gıcır olmasına rağmen 11 dolar. ahh! oysaki bu sefer kendime ne kadar da hakim olmuştum! "durun! bi kitap daha var!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonra iş iyice çığrından çıktı tabi. madem bütçenin içine ettik, bi de urban outfittersın alt katına bakalımla başlayan, acaba vintage'cılara yeni mal gelmiş miyle devam eden ve en sonunda utanmadan goodwill storeda biten bi macera. yalnız goodwillden 2 buçukar dolara aldıım hiç kullanılmamış çantalar gözlerimi doldurdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;all in all, okul için gerekenlerden sadece 5 kitabı buldum ve 160 dolar harcadım. inanamıyorum. üstüne bi 100 dolar daha koy, san francisco uçak bileti gidiş-dönüş! kalacak yeri de hospitalityclubdan beleşe getirdin miydi!... öte yandan tüm bu olaylar esnasında beynim sürekli bir monolog-diyalog halindeydi. kitapçılarda hiç susmadı zaten, ona da bakayım buna da bakayımcı idimle, oğlum bak sonra ay sonunda parasızlıktan ayaklarını yersin diyen süper egom itişti durdu. kitapçıdan kitapçıya yürürkenki tartışma konusu da yemek oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;id: acıktım laaaaan! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;süper ego: lan o kadar pazara gittim, torba taşıdım, evi yeşillikle sebzeyle doldurdum, nane bilem aldım. dışarda yemek yok! o sebzeler çürürse süründürürüm seni. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;id: bi veggy burger yiyeydik sarımsaklısından? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;s.e.: veggies are in the fridge. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;id: pişt, bu people's republic'e gelemedik ya hiç, girsek ya şimdi, bi yorgunluk birası?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ego: harbiden ya, anılar.. amerikadaki ilk ikametimin yanındaki bina. aha ilerde de istanbulu ilk kez aradığım ankesörlü telefon. aha rus teyzenin marketi. evet ben de girelim diyorum people's republic'e&lt;/div&gt;&lt;div&gt;s.e.: sen nerden çıktın? sen omzunda taşıdığın kitap yükünün altında kaybolmamış mıydın? neyse, aç karnına bira içilmez.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;id: burrito var diyo.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;s.e.: tamam söz, haftasonu birilerini kafalayıp gelicez. ya da hiç olmadı türkiyeden gelen ilk misafir ilk gecesinde kapılıp getirilecek buraya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;id: üff çok sıkıcısın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;s.e.: işim var işim! kitap lazım!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;id: aa evet di mi. şu küçük prensin muhteşem yeni baskısı lazım. pop-up kızııııım! onu alalım. alalım di mi? kesin alalım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;s.e.: bi  sus ya bi sus!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bahsi geçen pop-up edition:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2DKJCdhx0oQ&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2DKJCdhx0oQ&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi de, normalde her türlü pis şeyi çekmesine rağmen donuta hiç yüz vermeyen canımın şuanda çok fena boston creamli donut yiyesi tuttu. dunkinden ilk geldiğimde bi-iki kere kahve içtim şimdiye kadar, bi daha da içmem, bok gibi. ama işte köpeğine baktığım çocuk teşekkür amaçlı dunkin gift card almış, aklıma soktu.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;üşenmesem gidip alsam mı derken internetten bi baktım neler varmış bu pisliin içinde diye. ohasis! sanırım artık asla yemicem. muhteviyatı başımı döndürdü, aklımı aldı! yani bi hafta süper beslensem, salatamı meyvemi yoğurdumu tofumu güzel güzel alsam ama bi tane donut yesem tüm temiz beslenme çabamın içine edecek. onu yiceğimle şerefimle bol bol pattes kızartması bira ikilisini taciz ederim. bundan sonra olsa olsa boğaziçi kuzey kampusteki dunkinden o da sırf master tezi yazarkenki acılarıma bi saygı duruşu olsun diye yerim boston cream.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 15px; font-family:verdana, arial, sans-serif;font-size:11px;"&gt;INGREDIENTS: Donut Dough: Donut Mix [Enriched Flour (Wheat, Flour, Malted Barley Flour, Niacin, Iron, Thiamin Mononitrate, Riboflavin, Folic Acid), Soybean Oil, Dextrose, Salt, Leavening (Sodium Acid Pyrophosphate, Baking Soda), Defatted Soy Flour, Maltodextrin, Wheat Starch, Mono and Diglycerides, Gums (Cellulose, Guar, Arabic, Carrageenan, Xanthan), Sodium Stearoyl Lactylate, Soy Lecithin, Enzymes, Artificial Flavor, Annatto and Turmeric (Color), Nonfat Milk, Egg], Water, Yeast; Bavarian Kreme: Water, Sugar Syrup, Modified Food Starch, Corn Syrup, Partially Hydrogenated Soybean Oil, Contains 2% or less of each of the following: Natural and Artificial Flavors, Glucono Delta Lactone, Salt, Potassium Sorbate and Sodium Benzoate (Preservatives), Titanium Dioxide (Color), Yellow 5 and Yellow 6, Agar; Chocolate Icing: Sugar, Water, Cocoa, High Fructose Corn Syrup, Contains less than 2% of the following: Maltodextrin, Dextrose, Corn Starch, Partially Hydrogenated Soybean and/or Cottonseed Oil, Salt, Potassium Sorbate and Sodium Propionate (Preservatives), Soy Lecithin (Emulsifier), Artificial Flavor, Agar; Shortening: Palm Oil, Partially Hydrogenated Soybean Oil and Partially Hydrogenated Cottonseed Oil with TBHQ and Citric Acid added to help protect flavor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:verdana, arial, sans-serif;font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 15px;font-size:11px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;yeni amerikan tatlısı ilgi alanımı custard pie olarak belirledim. bi de italyan mahallesi cannoli'si, cheesecake'i, tiramisu'su... ders aşamam bitince italyan mahallesine yerleşip tatlı yemekten 100 kilo olasım var&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;oh be, boşaldı galiba? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;bu arada, dünkü seçimleri cumhuriyetçi aday kazandı. Massachusetts senatörü cumhuriyetçi yani. bu, İzmir milletvekilinin akpli olması gibi bi durum. herkes şokta; buralı arkadaşlarım kendilerini facebook statü mesajlarıyla ve linkleriyle jiletlemekle meşguller. ama böyle olacağı çok belliydi. 55 üniversiteli şehir merkezinden toplanmıyor bütün oylar. işsiz kalan ve sadece tam içinde olduğu anı garantilemeyi düşünüp dünyanın geleceğini iplemeyen dangozların ve de gayet zengin ve rahatı yerinde olup şimdiyi değil kendi ve benzeri kalantorların geleceğini düşündüğünden sağlık reformuna karşı çıkan diğer kutup dangozlarının sergileyeceği tipik bir hareket değil mi bu?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;bak adam anlatmış tane tane: &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: normal; "&gt;&lt;a href="http://www.lrb.co.uk/blog/2010/01/20/stephen-burt/the-peoples-seat/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;http://www.lrb.co.uk/blog/2010/01/20/stephen-burt/the-peoples-seat/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;gerçi benim dediğimi değil de demokrat adayın nerde hata yaptığını anlatmış ama olsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 15px;font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5223026915805602186?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5223026915805602186/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5223026915805602186' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5223026915805602186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5223026915805602186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/01/pirinc-aks.html' title='pirinç akışı'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-935996169970476848</id><published>2010-01-07T21:10:00.006-05:00</published><updated>2010-01-07T23:26:32.317-05:00</updated><title type='text'>i understand your point of view and do not respect it</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Bu facebookta hani ilk başta dur onu da bunu da ekliyim diyosun ya, ben de ortaokuldan çok da iplemediğim bi grup kızı da eklemiştim (hatta ortaokuldan iplediğim sadece bi kız bi de oğlan var. liseden de sadece bi kız. oha. tüm arkadaşlarım üniversiteden galiba benim?). geçen sene civarı bu kızları sildimdi ben, sonra bunlardan biri yine arkadaşlık isteğinde bulununca içimdeki philanthrope'a engel olamayıp eklediydim. ha ekleyen de, "gü, naber, neler yapıyosun, hayat nası" falan dese. yok tabi öyle bişi. neyse keyfi bilir. Bu kız bi düğün-nikah-nişan (ters oldu di mi?) albümü yapmış, sildiğim diğer kızların da dahil olmak üzere ortaokuldaki nerdeyse tüm kızların düğünlerini nikahlarını nişanlarını içeriyo, hatta bi kaç tane kına ve söz de var. bi de evlenildikten sonra misafir ağırlamaca, evcilik oynamaca. lan, her biri mi kokoş evli teyze moduna girer ya! sanki ömürlerince evlendikleri o anı beklemişler. o kadar korkunçlar ki! o makyajlar, o giysiler, o erkeklerini sahiplenmeler, onlara giydirdikleri tiksinç şeyler (birinde beyaz ceket var yalebbim!), o annelerinin hazırlayacağı türden masalar hazırlayıp bi başına kendilerini bi başına kocalarını oturtup misafirleri de çift çift oturtmalar, o fotoların altına "ayyyy şekeriiiim, o ne güzel kahvaltıydı, ellerin dert görmesiiiiin"ler, "ay canımın içi, bunu saymadık biz zaten, yine bekliyoruz, o zaman daha güzellerini yapıcam ben"ler yazmalar, o çirkin mobilyalar, duvarlarda o berbat resimler (maraş işi falan var ya)... hele o evlendikleri adamlar! birinin memeleri benden büyük! en fıstık olanı, ki doktor çıkmış, en tipsiziyle evli, bööle hulk gibi bi adam, ama yeşil bile diil... güzelim kızlardınız, ne yaptınız kendinize, ne işiniz var bu hayatlarda bu adamlarda diyesi geliyo insanın ama bişi desen kıskanıyosun der bunlar kesin. neden? çünkü  benim de hayalim Nora olmak olmalı, ama oyunun sonunda kapıyı çarpmayanından. of pof. kainata mı, karmaya mı kendime mi bilmem ama son zamanlarda her gün şükrediyorum bunlarınkiler gibi bi herifle evlenmekten son anda kurtardığım için kendimi. insanlara yeni yaklaşımım içlerindeki kötülüğü fark edene kadar iyi olduklarını var saymak yerine içlerindeki iyiliği kanıtlayana kadar kötü olduklarını kabul etmek.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;be kind rewind &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;1:22:48'deki sevimli Gondry anıyla titreyip kendime geldim (kartondan piyano. beyaz eller ve siyah eller kesilen delikten uzatılarak tuş yapılıyo). zaten gondry sevmezdi, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;science of sleep&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;te uyumuştu!! gondry sevmeyen insandan hayır gelmez. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;gondry ne süper bi insan. aslında gondry+kaufmann+jeunet+caro+burton hep birlikte bi film çekse, hatta cennet o olsa?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/xU6zcqmw0Uk&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/xU6zcqmw0Uk&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Geçenlerde metroda bi adam görüp büyülendim. beğendiğimden falan değil. bu sevdiğim görüntü yönetmenleri görse bu adamı, kim bilir neler yaratırlardı diye üzüldüm görmediklerine. Büyük ihtimalle Harvard'da tarih hocası falandı. ama öte yandan avukat bile olabilirdi. zaten harvard'dan önce binip harvard'dan sonra indi. siyah deri bi çanta, dört köşede kahverengi yuvarlak ekler var. sapları da kahverengi ve ne uzun ne kısa. üzerinde ne çok koyu ne çok açık lacivert takım elbise, kalite damlıyor. lacivert çorap ve koyu kahve deri gıcır pabuçlar tabi tahmin edileceği gibi. yan koltuğa konmaya kıyılamamış, kucakta tutulan deve tüyü rengi kocaman kaşe palto. sağ elde kocaman taşlı altın yüzük, sol elde alyans ve altın saat, hafif bol. Açık sarı gömlek; geometrik şekilli, rengarenk ve 10 sene sonra şahane vintage olacak bi kravat. dikdörtgen gözlük, kalın çerçeve-ince cam. dalgalı saçlar sağdan ayrılmış, çok özenle taranmış ve öyle kalmış ama jöle-briyantin falan anlaşılmayacak şekilde. Çok havalı, aralarda az miktarda beyaz. bıyık very sherlock holmes indeed. dudakla birlikte sağ ve sondan aşağı meyletmiş. yavşak bi ters u gibi. yanaklar da bıyık gibi aşağıya sarkık. tipik bi kendini beğenmişlik-çevreden tiksinmişlik hali katıyor. ve tabiki gazete okuyor, kitap değil. ama tam yatağa karısıyla aynı anda girip yan yana yarım saat kitap okuyup sonra da karısıyla aynı anda lambasını söndürüp sırtını dönüp uyuyacak bi adam gibi. bak kesin parfüm de kokuyodur tüm amerikalıların aksine.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;adamı öküz gibi süzmeme rağmen bi kere bile göz göze gelmedik. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;işte böyle.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;neyse. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;artık yazmak da yazdıklarım da pek sıkıcılaştı. yine bi 6-8 ay ara vermenin vakti geldi galbe:)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-935996169970476848?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/935996169970476848/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=935996169970476848' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/935996169970476848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/935996169970476848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/01/i-understand-your-point-of-view-and-do.html' title='i understand your point of view and do not respect it'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8418061121880299360</id><published>2010-01-06T22:27:00.001-05:00</published><updated>2010-01-06T22:29:33.652-05:00</updated><title type='text'>suicide machine</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben sanmıyorum ki doktora bitmeden böyle bişi yapmaya cesaret edeyim.  Ya da belki tezimi bitirmeme bi ay kala falan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.suicidemachine.org/"&gt;http://www.suicidemachine.org/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sign out forever:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8418061121880299360?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8418061121880299360/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8418061121880299360' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8418061121880299360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8418061121880299360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/01/suicide-machine.html' title='suicide machine'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-3206408492204601540</id><published>2010-01-06T20:02:00.007-05:00</published><updated>2010-01-06T22:16:19.663-05:00</updated><title type='text'>"Als das Kind Kind war"</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#666666;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="color: rgb(0, 0, 0);   line-height: normal; font-family:Verdana, sans-serif;font-size:12px;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Tatil boyunca günde en az bir film projem çok mutlu edici bir şekilde devam etmekte. Bugün &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Himmel Über Berlin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;'i izledim ve 87den beri varolan böyle muhteşem bi filmi anca izlediğim için kızdım kendime. Şehir filmlerini zaten niyeyse illa seviyorum (&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Anlat İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; mesela, bayılıyorum! Zaten yazarı Ümit Ünal, muhteşem insan. Herbikeslere öneririm. Azra Akın'ın yeteneksizliği bile çok göze batmıyo, zira pamuk prensese gayet uygun. Sonracığıma &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Tokyo!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt; var. Gondry'nin filmi ayrı güzel, diğer iki yönetmeninkiler ayrı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;İstanbul Hatırası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;, keza. Hatta &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;11'09''01&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;'deki Sean Penn'in kısa filmi. Neyse, uzatmıyorum). Metnin genelde şiir olmasının ve zaten filmin Handke'nin yazdığı bi şiirine (&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#C0C0C0;"&gt;"Lied Vom Kindsein" &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/wingsofdesire/wod-song-of-childhood-german.htm" style="text-decoration: none; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#C0C0C0;"&gt;http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/wingsofdesire/wod-song-of-childhood-german.htm&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;) (&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#C0C0C0;"&gt;bu da in ingliş: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/wingsofdesire/wod-song-of-childhood.htm" style="text-decoration: none; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#C0C0C0;"&gt;http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/wingsofdesire/wod-song-of-childhood.htm&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;) dayanmasının dışında görüntüler de hikaye de sahneler de ay herbişey şiir gibiydi! Azıcık film studies dersi alsaydım "film tarihinin en iyi filmi bu film huleyyyyyyyynnnnnnnnn" diye atılırdım ortaya ama tabi abartmamak lazım. Ay bi kere Homer vardı filmde, "&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 17px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;What is wrong with peace that its inspiration doesn't endure?" gibi laflar ediyordu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;, neden kimse barışın epiğini yazamıyor diyordu. Al işte, yazmamış ama çekmiş Wenders çatır çatır. Sonracığıma, kütüphane sahneleri adamı meditasyona sürükleyecek türdendi. Ayrıcana 3 dilliydi, hatta 4 de diyebiliriz; iki kez de iki türkün türkçe düşüncelerini dinliyoruz çünkü. Son olarak da Marion'un sirk toplandıktan sonraki ve de filmin sonlarındaki konuşmalarını/düşünmelerini sevmeyelim de ne yapalım Wim?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 17px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 17px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;"Pouvoir simplement dire, comme un instant, je suis joyeuse, j'ai une histoire et je vais continuer à en avoir une."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;"Je suis la, je suis libre. Je peux tous imaginer. Tout est possible. Je leverai les yeux et je deviendrai le monde. Maintenant. Sur cette place, un sentiment de bonheur..."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Sanki bi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Ulysses'&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;lik var bu filmde. Ama zaten neden olmasın. İkisi de şehir epiği.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'comic sans ms', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Neyse, izleyin-izletin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-3206408492204601540?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/3206408492204601540/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=3206408492204601540' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3206408492204601540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3206408492204601540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/01/als-das-kind-kind-war.html' title='&quot;Als das Kind Kind war&quot;'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-9051489359519340315</id><published>2010-01-02T14:37:00.010-05:00</published><updated>2010-01-02T23:35:39.041-05:00</updated><title type='text'>piss i said piss i will piss</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Ay nası sıkıştım belli değil. ama hiç de gidesim yok. bak ertelemek için yine açtım yazıyorum. bakalım ne kadar dayanıcam. şimdi Evroşka olsa hemen bi ilkokul öğretmeni tavrı takınıp kaşlarını çatıp gü çabuk gidiyosun tuvalete, sinirlendirme beni derdi. ama yok. hehe.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  ;font-family:arial;font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Bugün işim yokmuş gibi (aslında du bakiim, hmmm işim yok ki, tatildeyim hohohoooooo) oturdum 4 sene sonra nerde yaşayacağıma karar vermeye çalıştım. sonuçları da yaklaşık 3 seçeneğe indirdim. ilki ya italya ya ispanya. hem dillerini biliyo sayılırım, en azından bi sene içinde zaten biliyo olmazsam sınavları geçemicem, doktora bitmicek ve tek çarem gözümde bir damla yaşla eve dönmek olacak. ama yok öyle bir risk canım, oha! hayatta gurur meselesi yapacağım tek şey dil sınavı geçememek olur heralde.&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Neyse. italya ve ispanyada küçük bi şehirde küçük bi üniversitede mutlu huzurlu edebiyat öğretmek gibi bi hayalim var, taaaaaa 2003te yani lisans 3teykene interrailde yini bir kaybolma anında kendimi ravenna denen sevimli minik şehirde bulduğumdan beri. sevimli minik olmasına bakmayın, biz gitmeden bikaç önce bir radiohead konserine sahne olmuş gururlu, başı dik bi şehir valla. nası tatlı yerdi. bi de yokuş yoktu, çok süper, bisikletine atla gez. romaya yakın, venedike yakın. Floransa keza. bi de işte o kaybolduğumuz gece bisikletli bi adam fellik fellik hostel arayan bize nereli olduğumuzu sorup da türkiye cevabını alınca: arkadaaaaaş demişti, ve de alıp kendi götürüp bırakmıştı hostele. e tabi artık kodlandı o anı beynime. italya ayrıca artık yaşlanmakta olan ve malesef eli mecbur sağlık sorunlarıyla boğuşacak ana babaya 3 saat mesafe. şahane. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;O olmazsa da madrid ya da barcelona. "Iyyy madrid ankara gibi renksiz, barselona istanbul gibi muhteşem" diyenlerin alnını karışlarım. yaptım da bunu ispanya dönüşü. bence madrid gayet gözeldi, denizi olmaması dışında. belki de gay parade'e denk geldiğim ve metrolarda öpüşen kızlar ve süper kıçlı oğlanlar şehre renk kattığı için bööle düşünüyo olabilrim, bi daha görmek lazım ama, barselona da hiç istanbul gibi diildi bence, antalya falan gibiydi. bi yavanlık vardı ama bilemedim. neyse, heç farketmez. ikisinin de başımın üstünde yeri var. ayrıca İspanyolların ingilizce aksanı çok ağır olduğundan ve açıkçası pek de ingilizce konuşan olmadığından çok kolay iş bulurum gibime geliyo.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;İkinci seçenek: latin amerika. şimdi bu biraz havada kalan bi istek, çünkü daha hiç gitmedim oralara. biraz az gelişmişlikten, biraz da fakirlik-düşük eğitim seviyesinden dolayı türkiyeden kaçmama neden olan sorunların orda da karşıma çıkabileceğinden endişeliyim. ama öte yandan adamlar yakışıklı, tango ve flamenko sokaklara taşmış, ispanyolca muhteşemus bi dil, en sevdiğim edebi akımlardan büyülü gerçekçiliğin beşiği... kötü tarafı, ana babaya fena uzak, biletler de çok tuzlu. şimdi hadi arjantine bi tatlı huzur almaya gidiyim desem 1500 dolar bilet. hem de kuzey amerikadan.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Son seçenek de iskandinavya/danimarka/&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;wbr&gt;hollanda. önceden soğuk lan, ne işim var derdim. şimdi soğuk da neymiş diyorum. yerde 4 ay kar kalan memlekette halimden memnunum. hatta her gün tipide fırtınada okula yürürken ay ne güzel kar yağıyooooooo diye polyanna tarzı demeçler veriyorum telefonda anneme. Kadın da ocak ocak gelmeye kalkıyo sonra, zor ikna ediyorum gelme diye (bi de hınç yapıyo, hani çok güzeldi, ben gelmiyim diye mi soğuk diyosun diye. nalakası var, keşke gelse de yemek ve temizlik yapmak zorunda kalmasam. allaam eve geldiğimde yemek olmasından güzel daha ne olabilir ki? ama korkuyorum düşer bi yerini kırar diye. obamacan hala bi ilerleme kaydedemedi zira sağlık sektöründe, bin dolar vermeyelim acile gidip!). e demek ki kuzeyin havasına da alışırım. insanlar güzel, refah seviyesi yüksek, İstanbula yakın, personal space tavan yapmış, vodkalar gani gani, güzel şehirler yapyakın... tek kötü tarafı beresiz yaşanmaz ve de giysilerimden en sevdiklerim yazlık elbiselerim. o konuda çok kararsızım işte. nası giycem yılların birikimini? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Elbise demişken, şu şahane elbiseye de bi bakış atmadan geçmeyelim:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz-qPkmC3NI/AAAAAAAAAEM/jAUACSXlGUQ/s400/930108_009_b.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 268px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422239660875373778" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Hasta oldum kendisine, hatta aşıkım! çok pahalı bu antropologie denen marka, gitmiyorum bile tükkana. ama arada siteye girince böyle bi dertler kederler sarıyo beni. yannız geçen gün ikinci el giysiciden bi şort aldım 5 dolara, eve geldim bi baktım bu marka. allaaam nası sevindirik oldum! yaşasın ikinci el!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Neyse, ben gideyim örümcek ağlı ve örümcekli ve rutubet kokulu ve korkunç zemin kattaki her yıkamada giysilerimin içine daha da eden çamaşır makinesinden çıkarayım ıslakları da asayım. güya dünyanın en ileri memleketlerinden birindeyiz. kıçım! ulan banyosunda süpersonik çamaşır makinesi olmayan, merdaneli makineyle 27 dakkada temizliğe ulaştığını zanneden ülkeden ne beklenir ki? bi de bu zemin katlar hep böyle sik gibi olsun, insana benzemesin, seri katil yuvası gibi kalsın diye bi kural mı var anlamıyorum. ya her inişte korkuyorum! çamaşır makinesine giden en az örümcek ağlı yolu belirledim, hep aynı adımları atıyorum, yere bişiyim düşücek diye ödüm kopuyo. ilk başta bi böcek ilacı basayım diyodum, ama korktum sonra, ya bu sefer üst katlara kaçarlarsa? geçen seneki günde bir örümcek iki centipede bir yavru fare ortalamalı evimden sonra bu odayı tutmamdaki en önemli kıstas böceksiz örümceksiz oluşu oldu. dört aydır sadece bi kez örümcek gördüm odada. hiç arttırasım yok bu sayıyı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Üff ay heyt beyzmınts!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'lucida grande';"&gt;Ha bi de; centipede şu oluyo, korkmayan varsa korksun deyü ekliyorum. bence kendisi yeryüzündeki en iğrenç varlık (bi kısım insan hariç tabi). öncelikle insandan kaçmıyor hatta geceleri insanın ağzında yüzünde yürüme riski var. bi sabah uyanıp yatağımın kenarında görmüştüm bi tane. o anki hislerimi anlatmakta kelimeler kifayetsiz kalır. ki yatağın çevresini ne biçi m böcek ilacı ritüellerine tabi tutmuştum, hani artık olsa olsa tavana çıkıp kendi bırakırsa yatağa ulaşabilir diye düşünüyodum (yapıyolarmış bunu ayrıca). yetmemiş ilaç milaç. bi daha da huzurla uyumadım zaten o evde. bunlar bi de o kadar hızlı hareket ediyo ki gördüğün an öldürmezsen bi daha bulamıyosun. işin kötüsü ben öldüremem öyle terlikle falan, uyguladığım gücün altında bişiyin can vermesi çok korkunç geliyor. illa böcek ilacını aracı yapmak lazım. eski odanın her yanında böcek ilaçları vardı, gördüğüm an uzanıp alıp sıkma mesafesinde. ama spreyle öldüklerini de sanmayın. tek çare şişenin yarısını sıkıp oksijensiz bırakıp öldürmek. büyük ihtimalle o bi sene içime çektiğim böcek ilaçlarından ben de pek fazla yaşamam. neyse işte resmi:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz-sYlMqSoI/AAAAAAAAAEc/KxNqhcwfTus/s200/b%C3%B6%C3%B6%C4%9F%C4%9Fkk.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5422242014679419522" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;iyk!&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-9051489359519340315?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/9051489359519340315/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=9051489359519340315' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9051489359519340315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9051489359519340315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/01/piss-i-said-piss-i-will-piss.html' title='piss i said piss i will piss'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz-qPkmC3NI/AAAAAAAAAEM/jAUACSXlGUQ/s72-c/930108_009_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-857615520750437347</id><published>2010-01-01T15:57:00.016-05:00</published><updated>2010-01-01T19:13:30.136-05:00</updated><title type='text'>Soul Kitchen! Seni ne zaman izleyebilicem kim bilir!!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;(Başlıkla yazının alakası yok, disclaimer veriim)&lt;div&gt;(Öte yandan tam 5 ay sonra İstanbul'da buluşabilicem kendisiyle anca. Çok üzülüyürüm!)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(Ama diğer öte yandan D.O.M'a ısmarladım, bulursa dvd getircek türkiyeden! yihuu! Bu durumda randevumuz 15 ocak olacak. Susan Millercıım 17 ocakta soulmate'imle tanışacağımı söylemiş, acaba soul mateten kastı soul kitchen mı sadece? ahhh, que fatal!)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Zaten yazı karakterlerine, fontlara, harf dizaynlarına (bunların hepsi aynı anlama geliyo len denyo diyebilirsiniz, hiç mühim değil) bayılırdım; typography sergisi, dergisi, kitabı diye ağlardım; şimdi de başıma yeni dert aldım, kitap kapağı tasarımlarına merak sardım. Ama sarınmayacak gibi de değil ya. Mesela şunu gördüm geçen gün, ne muhteşem yapmış adam yav!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Orwell'in &lt;i&gt;1984'ü:&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5hye8IYHI/AAAAAAAAAC8/r7U-2e6QfOY/s400/1984-1.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421878521327280242" /&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5hYWro7XI/AAAAAAAAAC0/Kheav-G6h_A/s400/1984.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421878072434027890" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px; " /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bunlar da iç kapak:&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5h-TrbbeI/AAAAAAAAADE/xGXvcRzWcJk/s400/inside-front-cover1-652x1024.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 255px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421878724462865890" /&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5iDB6iGVI/AAAAAAAAADM/iBlaXePE568/s400/inside-back-cover-652x1024.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 255px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421878805593725266" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ne güzel işler yapıyor insanlar! Ama onların yaptıkları bu güzel işler yüzünden ben her kitabın her farklı baskısını istiyorum! Mesela Penguin habire yeni serisini çıkarıyo klasiklerin. &lt;i&gt;Uğultulu Tepeler&lt;/i&gt;in güzelliğe bak:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5jy_JCqFI/AAAAAAAAADU/vuQpO6qFwF4/s400/wuthering+heights.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 279px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421880728994621522" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arka kapakta da bu şekilde Heathcliff var. &lt;i&gt;Aşk ve Gurur&lt;/i&gt;, keza, şahane:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5kWwfnU9I/AAAAAAAAADc/7V8MUe4mG70/s400/pride+and+prejudice.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 265px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421881343538058194" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ay evet yine kaybettim kendimi, ekliyorum bi kaç tane daha:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5mgJl4bpI/AAAAAAAAAD0/-67SGJGaRmA/s400/one+flew.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 272px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421883703917309586" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5mpQDU6pI/AAAAAAAAAEE/8A5aEQgWkpw/s400/sade.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 271px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421883860270246546" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5mcqfuF-I/AAAAAAAAADs/mr8viwpG9Us/s400/lady+c.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 399px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421883644030359522" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hele bundaki yazı karakterleri de müthiş olmuş, &lt;i&gt;Prens&lt;/i&gt;'e&lt;i&gt; &lt;/i&gt;bauhaus kapak yapmış adam resmen!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5mkXcp5HI/AAAAAAAAAD8/WMKGeY73Bc0/s400/prince.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 249px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421883776356181106" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu da herhalde bu kadar iğrenç olup çevrelediği kitaba bu kadar da uygun olacak az kapak tasarımından biridir:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5mZ_QxCKI/AAAAAAAAADk/LfJ4RCGZVnw/s400/jungle.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 400px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421883598065174690" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu posta artık bi son verip yeni yılın bana bol bol güzel tasarımlı kitap getirmesini umucam. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi de, yeni yıl ve beklenti demişken, beni liv tyler yapmasını rica ediciğim kendisinden. umut fakirin ekmeği, dilemek bedave. and finally, yes i am klişe.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaklaşık bir saattir bağara bağara telefonda konuşan ev arkadaşımın bir türlü demediği o güzide kelimeyle gidiyorum: ok, bye!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-857615520750437347?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/857615520750437347/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=857615520750437347' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/857615520750437347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/857615520750437347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2010/01/baslkla-yaznn-alakas-yok-disclaimer.html' title='Soul Kitchen! Seni ne zaman izleyebilicem kim bilir!!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sz5hye8IYHI/AAAAAAAAAC8/r7U-2e6QfOY/s72-c/1984-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-3175638327361962236</id><published>2009-12-30T21:36:00.011-05:00</published><updated>2010-01-31T16:46:04.236-05:00</updated><title type='text'>sıfır kilometre</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#CCCCFF;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(0, 51, 0); font-family:verdana;"&gt;Saati sıfırladım, yeni döneme hazırım. Yaşasın New York!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Giderken moralmanlarım bozuk, deprasyonlarım had safhadaydı; üstüne bi de chinatowndan bindiğim şahane otobüsteki dombik teyzemin tam bi saat hışır hışır hediye paketi yapması ve öndeki veledin ağlaması eklendi, daha da bi güzel oldu. Ama otobastan indiğim gibi nur indi, oh be, karmaşa, oh be çaynatavn itişkakışı! Özlüyo insan bunları Bostonyada.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Bu NY keretasını ilk ziyaretimde hiç sevmemiştim, döndüğümde Boston metrosunda bi oh çekmiştim; basit metro, şüphe çekmeyen germeyen insanlar, güvenli ortam, insanın üstüne üstüne gelmeyen binalar.. Artık NYtan döndüğümde tiksiniyorum Bostondan. Birbirleriyle göz kontağı kurmayan über-beyaz halk, kıytırık metro, steril sokaklar, minicik evler.. Yine öyle oldu; artık baya baya alıştım NYun karmaşasına hareketine stresine.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Ama beni sıfır kilometre eden NYun ev yerine geçmesi oldu bu sefer. Öncelikle İstanbul kaosu mu aradın, aha buldun. Sonralıkla Güllüoğlu NY. Allaaaaaam! 2 gün üstüste kahvaltıda simit, ıspanaklı gül böreği, patatesli gül böreği, poğaça, zeytinyağlı biber dolması, kaymak... Nasıl özlemişim! Garsona türkçe sipariş vermek, keza. Diğer masalardaki dallama bi kaç türk bile iyi geldi diyebilirim. Ha bi de çıkışta "abi union square'e hangi metro gider?" diyip "sağa dön, starbucks göreceksin, ordan düz git, mcdonaldsın önünde" cevabını almak; yürürken önünden üstünde biskrem ve çokonat reklamı olan ülker kamyonunın geçmesi ve o sırada bi türk teyzenin "sağa gidicez sağa" diyerek omuz atıp geçmesi. Valla sanki o güllüoğlu-metro arasındaki 5 dakikada İstanbula gittim geldim kadar oldu, özlemim aktı gitti! Hatta bi de saatler geçirdiğimiz Strand Bookstoredan güvercinli çanta aldım, sanırsın İstanbul çantası. Aaaa, bi de bi de bi deee! Sokak hayvanı okşadım! Bostonda nerdeeeee, NYun sincapları yavşak çıktı, 2 badem 3 cevize ellettirdiler kafacıklarına. Bir dileğin daha gerçek oluşu. check! Yannız hırsıma kurban olup 3.de de şansımı denedim ve parmağı zor kurtardım. Kuduz mu geçer ki bunlardan, ne geçer? (sincaplara yemek verirken arkadaşımla aramızda geçen konuşma: G: aaaa badem ve ceviz var çantamta, hadi verelim şu tombiklere. O: Kız simit versene [tabiki yanımıza da sardırdık simit], bademleri biz yiyelim. G: Lan ziyan eder miyim ben simidimi sincaba, manyak mın!!) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;işte tarihi belge:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2X5VVhkMMI/AAAAAAAAAHE/Y0jvCBRdbZk/s1600-h/creazione+di+scoiattolo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 161px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2X5VVhkMMI/AAAAAAAAAHE/Y0jvCBRdbZk/s200/creazione+di+scoiattolo.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433022670442868930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#CCCCFF;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Yannız sıfır kilometre aynı zamanda banka hesabımı da niteliyor, o fena oldu, 4 günde maaşı bırakıp geldik... Bi de Tim Burton için önceden bilet almak gerekiyomuş arkadaş, nisandan önce bi daha gitmek şart oldu!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Neyse efendim, sözlerimi bir şiirnen noktalıyiciğim bugün. Ev arkadaşıma aldığım ama herhangi bi ev arkadaşına vermek için fazla erotik olduğunu dönüş yolunda okurken fark ettiğim Neruda'nın aşk şiirleri kitabından tam bir kıytırık kız edasıynan "ay bana yazmışşşşş, aynı beeeeaaaaaaaaaannnn" diyerek okuduğum şiirin ispanyolcasını yazıciğim ki kimse anlamasın bi ben anlıyım hohoho! Mi pozo cerrado'dan Ny sayesinde çıkışımın ve sin jirones de lo que hallé en la profundidad de mi existencia oluşumun şerefine geliyor:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="border-collapse: collapse; font-family:'Trebuchet MS';"&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;EL POZO&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;A veces te hundes, caes&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;en tu agujero de silencio,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;en tu abismo de cólera orgullosa,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;y apenas puedes&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;volver, aún con jirones&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;de lo que hallaste&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;en la profundidad de tu existencia.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Amor mío, qué encuentras en tu pozo cerrado?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Algas, ciénagas, rocas?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Qué ves con ojos ciegos,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;rencorosa y herida?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Mi vida, no hallarás&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;en el pozo en que caes&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;lo que yo guardo para ti en la altura:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;un ramo de jazmines con rocío&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;un beso más profundo que tu abismo.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;No me temas, no caigas&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;en tu rencor de nuevo.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Sacude la palabra mía que vino a herirte&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;y déjala que vuele por la ventana abierta.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Ella volverá a herirme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;sin que tú la dirijas&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;puesto que fue cargada con un instante duro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;y ese instante será desarmado en mi pecho.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Sonríeme radiosa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;si mi boca te hiere.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;No soy un pastor dulce&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;como en los cuentos de hadas,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;sino un buen leñador que comparte contigo&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;tierra, viento y espinas de los montes.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;Ámame, tú, sonríeme,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;ayúdame a ser bueno.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;No te hieras en mí, que será inútil,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dt&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#003300;"&gt;no me hieras a mí porque te hieres.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-3175638327361962236?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/3175638327361962236/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=3175638327361962236' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3175638327361962236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3175638327361962236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/sfr-kilometre.html' title='sıfır kilometre'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/S2X5VVhkMMI/AAAAAAAAAHE/Y0jvCBRdbZk/s72-c/creazione+di+scoiattolo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-3129998790225716090</id><published>2009-12-27T00:49:00.007-05:00</published><updated>2009-12-27T01:40:57.543-05:00</updated><title type='text'>laissez-faire (bırakınız yapsınlar--çiş)</title><content type='html'>&lt;div&gt;Bu köpek işi ne zormuş arkadaş! İstediğin kadar geç yat, sabah sike sike erkenden kalkıp gezdirmen lazım hayvanı. Sonra öğlen. Sonra gece. Ay bi de anlayamadım da, ilgi ne zaman istiyo, ne zaman bırakmak lazım. Sanki hep ilgi istiyo gibi. azıcık bakmadığımda üzülüyo gibi hissediyorum. Kendimi köpeğe endeksledim resmen. Oysa kedi öyle mi, ne güzel kendince yaşıyo, kendi alışkanlıkları, kendi rutinleri var, kendi hayatı var hayvanın. İlgi istediğinde belli ediyo, istemediğinde de sıçıyo adamın ağzına. Anladım ki "ben hem kedi hem köpek insanıyıııııııııımmmmmmmmm" değilmiş. Kedi it is. Nokta.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya bi dakka, bu post çok fena dağıldı. Tam yazarken 5 dakika içinde evden çıkıp sinemaya gittim. Ne yazmakta olduğumu bile unuttum. O derece boşmuş yani yazacaklarım. Ama onu zaten bi geçmiştim ben di mi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Galiba kedi köpek mevzusunda vardı bir iki lafım daha.. Ama artık yok. Demek ki buraya yazmadan önce bir iki saat beklesem hiç bişi yazmıcam aslında. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Eve dönerken sevimli bi olay oldu. arkadaşım metrodan indi, ben de iki istasyon sonra inicem. Arkadaşın bıraktığı şahane guido bıyığın arkasından salak salak gülümserken metronun dışında pek tatlı bi çocukla gözgöze geldim. Ama kapılar kapandı. Çocuk durdu ve gülümsedi, e ben de ulan kırk yılın başında bi insan gibi davran dedim kendime, o yüzden daha bile çok gülümsedim. Çocuk cama yaklaştı, böyle tatlı tatlı baktı ve metro hareket etti. Çocuk metroyla birlikte bir iki adım attı, sonra metro hızlandı. Vay anasını, oluyomuş demek ki hayatta böyle tatlı olaylar dedim. İçime de bi kurt düşmedi değil, acaba beklesem mi bi sonraki istasyonda inip diye. Sonra dedim ki ulan bi tane romantik komedi (aslında iki, bugün çaktırmadan bi de Dan in Real Life'ı izledim. ama sor bi neden? Juliet Binoche için tabiki!) izledin diye yaşamı da romantik komedi sanma. Yürü git evine, köpeğin sidik torbası patladı patlayacak! Gerçi gittim de noldu.. Zoey'nin sahibinin ev arkadaşı dönmüş tatilden, çocuğu bi güzel uyandırdım gecenin yarımında, "hanimiş benim şekerim hanimiş benim yımışaaaaaaaammmm" diye bağırarak. Tam filmlerdeki gibi gözlerini ovuşturarak çıktı odadan çocuk, bişiler bıkbıkladı; ben tabi utancımdan anlamadım, köpee çıkardım dışarı. Ama işememesinden anladım ki çocuk çıkardım ben zoey'i demiş. ahh ahh! Bu da böyle bi zincirleme taze-anı işte.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama en azından evde birinin olduğunu bilmek güzel. 11den sonra eve döndüğümde ve bizim evde yalnızsam illa bi korkuyorum. Bi de üstüne üstlük alttaki iki komşu da yoktu 3 gündür. Zaten bomboş lan her yer, bütün mahalle mi tatile gitti noel için?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;haha, yarın onlar dönerken ben gidiyo olucam ama. Hola Nuevo York, hasta luego Boston!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;lan çok şugar da bi çocuktu haaa, craigslistteki missed connections'a ("eheh meraba 89 numerolu otobüsteki turuncu bereli kız, bana ne güzel baktın. eğer bunu okuyosan yazan tosun sana kosun" tarzı mesajların yazıldığı site) bakiim bari.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-3129998790225716090?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/3129998790225716090/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=3129998790225716090' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3129998790225716090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3129998790225716090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/laissez-faire-braknz-yapsnlar-cis.html' title='laissez-faire (bırakınız yapsınlar--çiş)'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5017300216581834109</id><published>2009-12-24T16:19:00.005-05:00</published><updated>2009-12-24T20:15:24.680-05:00</updated><title type='text'>simplicity sana kurban olem!</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC66;"&gt;işler güçler dersler ödevler bitti ya, heralde bi daha 3 günde bir yazarım hehe. oh ne güzel herşeyin basite inmiş olması. böyle misafir çağır, gün boyu yemek yap, gece iç sıç gül geber, sabah kalkama, öğlen saatlerce bulaşık yıka, çalışmaktan beynin büzüşüceğine parmakların büzüşsün falan suyla temastan! allaaam ne şahane hayat!&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC66;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC66;"&gt;Bugün de evi anırta anırta temizlicem, ovucam parlatıcam, yeter diye inletcem şerefsizim! beyni stand-by'a almanın dayanılmaz hafifliği!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC66;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC66;"&gt;hatta şimdi de bakıcılık etmekten mutluluktan öldüğüm komşunun köpeğini gezdirmeye çıkarıcam karlar arasında.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC66;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFCC66;"&gt;burdan şu yeni gördüğüm (monera beyler sağolsunlar) karikatürü de blogumu en iyi anlatan eser olarak paylaşmak isterim. önceden izleyen mizleyen yoktu, kendimce bıkbıklıyodum. şimdi ulan bi tedirgin oluyorum hep, yav bi tane dişe dokunur laf et kadın, bak okunma riski var bunnarıııııın, diyorum. ama şu karikatürdeki tombiki aşamıyorum (ayrıca her birinin surat ifadesini tek tek incelemek de priceless!) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/SzPw1e3GPrI/AAAAAAAAACg/09cMeRsTZUE/s1600-h/k62.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 373px; height: 331px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/SzPw1e3GPrI/AAAAAAAAACg/09cMeRsTZUE/s400/k62.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418939578264731314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5017300216581834109?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5017300216581834109/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5017300216581834109' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5017300216581834109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5017300216581834109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/simplicity-sana-kurban-olem.html' title='simplicity sana kurban olem!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/SzPw1e3GPrI/AAAAAAAAACg/09cMeRsTZUE/s72-c/k62.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-468282428510914212</id><published>2009-12-22T01:07:00.010-05:00</published><updated>2010-01-02T16:15:03.943-05:00</updated><title type='text'>memories of future.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style=" color: rgb(76, 76, 76); line-height: 19px; font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;Moralim bozuksa, evdeysem ve elimin altında bi "yüzyıllık yalnızlık" varsa, hiç beklemem, hemen açarım. ama sadece ik cümleyi okumak için. kitap, en değerli kitabımdır, o ayrı.fekat ben öyle "dur" diyip elime rasgele bi roman alıp rasgele bi sayfasını açıp rasgele bi süre okuyup bırakan bi insan değilim. kitap ya okunur ya da okunmaz benim tükkanda. göz atılıp bırakılmaz. ama işte moralim bozuksa, göz yaşları bööyle elleri zilin üstünde bassak mı diye beklediklerinde, canım çikolata bile çekmediğinde falan sadece ve sadece yüzyıllık yalnızlık ve sadece ve sadece ilk cümlesi üzerinden, yaparım bunu. Bi de çok aşırı mutluyken, böyle gözlerimden neşe parçacıkları sıçrarken, keyiften canım çikolata bile düşünmediği anlarda yaparım. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;demin ödevime epigraph yapsam mı diye aldım kitabı elime, cümleyi okudum ve kitabı kapadım. eyvah ki ben şartlanmışım! Bçyle bi salak oldum, üzgün mü olmalıyım, çok mu mutlu olmalıyım, neler oluyor aptallığına kapıldı hisler! o yüzden hemen neşeli moda geçmeye çalıştım ki yılların sihri bozulmasın, şeker de yiyebilsinler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;"Many years later, as he faced the firing squad, Colonel Aureliano Buendia was to remember that distant afternoon when his father took him to discover the ice."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;“Yıllar sonra idam mangasının karşısındayken, Albay Aureliano Buendía babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o uzak öğleden sonrayı hatırlayacaktı."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;bi de şöyle bir şey var. mutsuzken hep buza takılırım ve romanın ilersindeki buz sahnesine flashback'lenirim. Jose Arcadio'nun Melquiades karşısındaki hevesini, bakışlarını, enerjisini düşünürüm. Ve illaki mutlu olurum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;mutluyken de hep idam mangası sahnesine giderim, Aureliano'nun hayatı böyle bi film şeridi gibi geçer gözlerimin önünden, sonra da illaki Ursula'nın ölümü, ya da küçülüp gitmesi gelir aklıma, üzülürüm.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;heralde bu yazılmış en güzel giriş cümlelerinden biri. daha hiç bilinmeyen ve hiç yaşanmışlığı olmayan, yani hala gelecekte olan bir karakter, uzak gelecekteyken yakın geleceği hatırlıyor o uzak öğleden sonraki. kitabının düşüncesel açıdan neyle ilgili olacağını bu kadar çaktırmadan ve nefis bi şekilde nası verebilir bi insan hala aklım almıyor. çok seviyorum, keşke babam ya da dedem olsaydı diyip duruyorum!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;bi de (ikinci bi de oldu bu-yazma kabiliyetsizliği diz boyu!) bugün eylülde gine'de olan katliamla (stadyumda toplanan protestocularun üstüne orduyu salmaca, ölenlerin dışında bir sürü kayıp) ilgili raporu okuyordum, kitaptaki yaşanır yaşanmaz unutulan katliam (meydanda toplanan grevcilerin üstüne orduyu salmaca, ölenlerin dışında bir sürü kayıp) geldi aklıma, yine ah GGcim dedim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:'trebuchet ms';font-size:100%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:13px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" line-height: 19px;font-size:-webkit-xxx-large;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 19px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#330033;"&gt;neyse işte, bi tane de böyle edebiyatla ilgili bişi yazmışlığım olsun dedim, hazır edebiyatla ilgili ödevleri bitiremez&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FFFFFF;"&gt; dururken..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-468282428510914212?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/468282428510914212/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=468282428510914212' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/468282428510914212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/468282428510914212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/memories-of-future.html' title='memories of future.'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-4494004771094169838</id><published>2009-12-20T11:11:00.010-05:00</published><updated>2009-12-20T12:06:01.027-05:00</updated><title type='text'>menüde ben varım, naaaber?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annem geçen sene ben Amerika'ya gelince benim eski çelik kasa toşiba'yı yüklenip her gün bilgisayar kursuna gitti. Amaç benle çet yapabilmesine yetecek bilgisayar okur yazarlığı edinmek. Herhalde birçok kişinin annesinin full kursa ihtiyacı yoktur ama benimki mouse bile tutamıyordu önceden, o derece. Kurs da böyle bildiğin Powerpoint'ten Access'e kadar her türlü Office programını öğreten bi kurs. Be kadın, gitmesene o derslere! Geçen sene ben gecenin körlerine kadar ödev yaparım, o da yok Accessten menü hazırlar, yok Excelden bütçe çıkarır; her pazar biz bilgisayar karşısında kör oluruz. İşin kötüsü msn öğrenmeye vakti kalmadığından biz yine adam gibi konuşamayız. Neyse kurs bitti, sınava girecekler. Annem harıl harıl çalışıyo, habire bana hiç bi fikrimin olmadığı sorular soruyo, Excel'de bilmemnenin yüzdesi nasıl alınıyodu gibi. Ben hayatımda Excel açtım mı, onu bi sor sen önce bana! Anne niye kasıyosun, sertifika için giriyolar o sınava diyorum; yok, öğretmenimi mahçup mu edeyim diyor. Kendi öğretmen ya. Bi de heralde hırs yaptı, 55 yaşımdan sonra kafa hala işliyo diye göstermek için. Sen git sınavda birinci ol! Koca bilgisayar kursunu benim cep telefonu mesajı çekmekten -hala- aciz anne bitirdi birincilikle! Öte yandan hala mikrofonu takmayı beceremiyo bilgisayara, hala kamerayı masada sabitleyemiyo, ve de hala resim yolladığımda ne yapıyoduk şimdi, üstüne mi basıyoduk diye şahane basın açıklamaları verebiliyo. Hele mouse'u tutuşuna kurban! Sanırsın gerçekten fare. Ayrıca hala iki kişiyle aynı anda çet yapamıyo çünkü pencereden pencereye geçmeyi öğrenemiyo kadın, excelde bütçe hazırlamayı öğrenebilmesine rağmen.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, bunu yazmamın nedeni, ödevimde kullanırım diye bi yerlere kaydettiğim bir iki alıntıyı ararken annemin ödev olarak yaptığı yemek menüsünden bir sayfaya denk gelmem. Yemek kuzu haşlama. Ki ömrümce evimizde öyle yemekler yapılmadı, biz zeytinyağlıcı sebzeci aileyiz, annemle ben et bile yemeyiz. Hele kemikli kuzu eti, aman allaaam. Ayrıca "margarin yağı" diye tabir ettiği şeyi de anca poğaça börekte kullanır. Anlamdım artık, içine emine beder mi girmiş, tombik usta mı girmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama son cümleden anlıyoruz ki şair bu dizeleri yazarken aklında bambaşka ulvi bi amaç varmış!!!! (Anca bu kadar geldi elimden, wordden kesip print'e yapıştırmayı başardığıma bile şaşıyorum. Annemin aksine ben anca çet yapmayı, internet gezmeyi ve word'ü biliyorum! Bi de accuk oynayıp yüzüme yazı getirdim ki "gerçek hayat" dediğimiz şeyden bi tanıdığa rast gelirsek ortaya çıkan alias ve saçmalama kapasitesi yüzünden dev sıçmayalım!)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sy5SIIn1ExI/AAAAAAAAACQ/WvVo48cV_sU/s1600-h/kuzum.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sy5SIIn1ExI/AAAAAAAAACQ/WvVo48cV_sU/s400/kuzum.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417357701480256274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi de sınıfta sunmuş bunu, söylemiş herkese, herkes hüzünlenmiş..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-4494004771094169838?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/4494004771094169838/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=4494004771094169838' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/4494004771094169838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/4494004771094169838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/menude-ben-varm-naaaber.html' title='menüde ben varım, naaaber?'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/Sy5SIIn1ExI/AAAAAAAAACQ/WvVo48cV_sU/s72-c/kuzum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5122640269594649967</id><published>2009-12-20T01:12:00.004-05:00</published><updated>2009-12-20T01:30:11.638-05:00</updated><title type='text'>yaaaa yaaaaaağğğğ yağma yaaaaaa!</title><content type='html'>Ya bi güncük daha duramadın di mi! Bi gün istedim yaa! 45 dakkada bi sürü tuttun kalleş kar! Kim bilir sabah nası güzel, nası davetkar, nası sessiz, nası huzurlu, nası hoş kokulu olacaksın! Ama ben kıçımı sandalyeden kaldıramıcam zira daha sadece 3 sayfa yazabildim! Ah kalleş kar! Nası içimde kaldın daha şimdiden! Geçen sene de kaçırmıştım ilk güzel karı. Seneye, na buraya yazıyorum, daha okul bitmeden paperları bitiricem, pencerenin önüne konuşlanıcam, elime sıcak çikolatamı alıp seni beklicem! Cebimde de alternatif kardanadam burunları olacak. Ben diyeyim istanbulda vapurlarda satılan limon sıkacaklarından, sen de armut.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kartopu soğuk yenen bir yemektir, kardanadam gelecek yerden de eldiven esirgenmez.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi de bu paper çok deneysel oluyor, hafiften blog mizahı karıştı işin içine, işalla patlamaz bakalım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Günün wisdom'ı: &lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;“I love deadlines. I like the whooshing sound they make as they fly by.” D. Adams (yazar bu cümlesinde bağa seslenmiş ama ben duymamışım)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ay çok güzel yağıyo şerefsiz!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5122640269594649967?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5122640269594649967/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5122640269594649967' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5122640269594649967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5122640269594649967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/yaaaa-yaaaaaagggg-yagma-yaaaaaa.html' title='yaaaa yaaaaaağğğğ yağma yaaaaaa!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8404930342728016401</id><published>2009-12-18T19:53:00.012-05:00</published><updated>2009-12-18T21:50:19.106-05:00</updated><title type='text'>her canlı bir gün bereyi tadacak!</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Feels like -13 diyo! bi kere bence -5ten sonra rakam vermeye gerek yok. metaforlar ve benzetmelerle çalışmalı weather.com. Mesela az önce -13ten içeri +13e girmiş bi insan olarak diyebilirim ki hava şuanda buzlu bi nehrin üstünde neşeyle gezip sıcacık kestane yerken buzun kırılmasıyla suya gömüldüğün o anın hemen sonrası, yani suyun azıcık kararsız kaldıktan sonra kalın giysilerden içeri süzülüp ağzına sıçtığı o an gibi hissediliyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin kötüsü, anladım ki son zamanlarda yatıya gelen babanne edasıyla tepeme çöken bu baş ağrısının nedeni bere takmayıp kafayı üşütmem (fiziksel olarak kafayı üşütmek. ama öte yandan bu soğukta bere takmamak için de zihinsel yönden kafayı üşütmüş olmak lazım). Çok nefret ediyorum bere takmaktan. Hem kafamda bişi olmasından çok rahatsız oluyorum, ondan. Bi de, bi insana bere bu kadar yakışmaz! Ay nası çirkin nası çirkin oluyorum belli değil. Seneye cadılar bayramını tek bir bereyle kutlasam olacak. Yani güzel görünmeye falan çok önem veren bi insan değilim, yeri geldiğinde gayet bok gibi de çıkarım evden, hiç acımam. Ama bereyle öyle böyle değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendimce bi orta yol bulup alınlık taktım. İstanbul'da çibo'dan aldıydım, tabi ki de hiç kullanmadıydım. Zira o da yakışmıyo bilader! Ama artık hadi ölümüm sinüzitten olmasın, kafamın içi sümük dolmasın diyerekten taktım. Sırf 10 dakka saçları içinde mi bıraksam dışına mı çıkarsam diye düşündükten sonra dışında karar kıldım. Peruk gibi oldu ama saçlar. Hadi akşam akşam çıktım böyle. Ama gündüz vakti hayatta çıkmam. Allaaam baş ağrısı kaderim olmamalı! Hayır geçen sene de sadece bi gün taktım ben bere, o zaman niye ağrımadı kafalaaaam? Sanırım böyle içinde full kaybolacağım bi bere alıp kendimi tamamen görünmezliğe bırakmalıyım. Hatta evet öyle yapıcam. Zaten öyle dikkat çeken bi kız değilim, iyice yok olayım, silineyim böylece! püfffffff!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve gelmeden önce kütüphanede &lt;i&gt;Marco Paul's Adventures in Pursuit of Knowledge: City of Boston&lt;/i&gt; diye bi kitap buldum. Sene 1843. Şimdi incelemeye korkuyorum başlar ve bırakmam diye ama çok heyecanlıyım. Bi kere Marco Paul! Yani ben senin Marco Polo parodisi çıkma ihtimalini sevdim! Sonracığıma gezi edebiyatı. Master tez konum. Ayrıca büyüyünce gezi edebiyatçısı olcam, amin. Son olarak da Boston! Belki misafirlerimi götürücek yeni yerler keşfederim Marco'dan. Hep aynı yerlere götürüp duruyorum herkesi. Her misafirle aynı noktada farklı resimlerim var kıhkıh. Gerçi 1843'ten beri çok şey değişmiştir di mi? Ama belki böyle kimsenin bilmediği doğa şaheserleri falan bulurum?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;anaaaaam, şimdi aldığımız bir haberle feel like olayına yeni boyut geldi! Kar fırtınası geliyomuş masaçuset eyaletine.  (kar ben var çok sevmek ama fırtınası kısmı fena çok fena çok çok fena!) Ah ulan! Floridadan kabulum vardı. Parti üniversitesi orası, ne işin var, git güzel güzel Tufts'a, edebinle oku dediler. Ah ulan ah! Şimdi şort tişört terlik plajda akşam yürüyüşü yapıyo olcaktım oraya gitseydim!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haberde şööle bi cümle geçiyo: &lt;span class="Apple-style-span"   style="  border-collapse: collapse; color: rgb(70, 70, 70); line-height: 15px; font-family:verdana, helvetica, arial, sans-serif;font-size:11px;"&gt;The governor placed the National Guard on stand-by, warning that snow and high winds could cause power outages and other serious problems.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyşınıl gard diyor adam! Adır siğriyıs pırablımz diyor!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bari evde yalnızken kesilmese elektrikler:(&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:verdana, helvetica, arial, sans-serif;color:#464646;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-size: -webkit-xxx-large; line-height: 15px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"    style="font-family:Georgia, serif;font-size:130%;color:#000000;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; font-size: 14px; line-height: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8404930342728016401?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8404930342728016401/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8404930342728016401' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8404930342728016401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8404930342728016401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/her-canl-bir-gun-bereyi-tadacak.html' title='her canlı bir gün bereyi tadacak!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8351953372581290725</id><published>2009-12-17T18:10:00.005-05:00</published><updated>2009-12-18T21:40:24.762-05:00</updated><title type='text'>decolonizing the seksapel, reclaiming the sıcacıklık: the figure of tozluk in gü's stupid blogs</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Benim abla, sizden iyi olmasın, ömrünün ilk 30 senesini bomboş geçirdi. İki üniversite falan bitirdi ama bu bomboşluğunu pek değiştirmiyo. İlk üniversitesi bitince babam TRT emeklisi CVsini araya sokarak bizimkine var olan tüm medya kuruluşlarında iş buldu, ablam en uzun 3 gün çalıştı bu kuruluşlarda. Onu yerinde taksimde eşin dostun kafelerinde garsonluk, barlarında barmaidlik yaptı mutlu mesut. Tabi annem babam pek memnun kalmadı bu işten. O da bıraktı çalışmayı, kendini ana baba ve de kardeşten para tırtıklayarak yaşamaya adadı. Neyse, sonra bi anda ben hayalimi yapıcam dedi, yarı zamanlı konservatuara gitti, operacı oldu. Ama diplomayaı aldıktan sonra yine hiç bişi yapmamaya devam etti. günlerine öğlen 1 gibi başlar, kahvaltısı 3te biter, öğle yemeği 5te biter, annemden yalvar yakar para tokatlar ve taksime gider. hayatı buydu hatunun. Hep kıskandım. Ben de üniversite biter bitmez asistanlık diye tutturup çalışmaya başlamak zorunda kaldım zira. Bazen iş güç yarım gün olduğunda ve eve geldiğimde ablam hala uyuyo olurdu, kudururdum valla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi telefonla konuştum, bana yoğunluktan geçen gün sürmelaj olduğunu anlattı. Zaten ses tonu falan da bi terelelliydi. Zavallım, hayatının ilk 30 yılının tüm boşa geçen zamanları tepe taklak olup iş olarak döndü kızcağıza hayatının ikinci yarısında. Övünmek gibi olmasın, şeher tiyatrolarında müzikallerde oynuyo. Günde 10 saate yakın prova varmış yeni bi oyun için, akşamları da temsil (kabare ve yaşar ne yaşar ne yaşamaz--yaşar pek güzel, öneririm. kabareye gidemedim malesef, ben türkiyedeyken temsil olmadı). Üzüldüm haline. Öte yandan kainat böyle adalet dağıtıcı bi kurumsa, çok çalıştığım-çalışacağım bu 5 senenin bi kıyağını görürüm heralde diye de umutlandım. Umut fakirin ekmeği. Napem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya işte, siz de iyi çocuklar olursanız bir gün şirinleri görebilirsiniz. neden olmasın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da böyle bomboş bi post oldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen hanımkızlarımıza faideli bi öneri ekleyelim, boşlukları dolduralım. Siz de eğer benim gibi havanın eksi 8 derece olduğu bi günde inat edip kısa şort-dantel çorapla dışarı çıkıcam, 10 dakka yürücem ki bölüm partisine ulaşayım diyosanız, hemen şortunuzla aynı renk tozluklar edinin, evden çıkarkene o tozlukları şortun bi karış aşağısına kadar çekin. Gideceğiniz yere varınca tepiştiriverin çizmenin içine. Çok süper ısıtıyo, korkusuzca salıcam kendimi sokağa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8351953372581290725?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8351953372581290725/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8351953372581290725' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8351953372581290725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8351953372581290725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/decolonizing-seksapel-reclaiming.html' title='decolonizing the seksapel, reclaiming the sıcacıklık: the figure of tozluk in gü&apos;s stupid blogs'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-2833831084683339942</id><published>2009-12-17T11:25:00.003-05:00</published><updated>2009-12-18T21:40:55.743-05:00</updated><title type='text'>c-garo mafyan</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Aşıkım Berkuna, hastayım absürde!&lt;br /&gt;türk televizyonlarında olmayacak iş deFacto'dan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/PtmDA7sGeP8&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/PtmDA7sGeP8&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boğazım ağrıyo, uzun yazamıcam. ?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-2833831084683339942?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/2833831084683339942/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=2833831084683339942' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/2833831084683339942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/2833831084683339942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/c-garo-mafyan.html' title='c-garo mafyan'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-6687178627651564060</id><published>2009-12-17T00:27:00.008-05:00</published><updated>2009-12-18T21:41:28.788-05:00</updated><title type='text'>erect, solemn, gigantic</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ahhh, çok kafalaaam ağrıyo sevgili sanal sayfa.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6 saat iğrenç beyaz ışık altında oturmaktan mı dersin, 5 kadeh şaraptan mı dersin, hava bok gibi soğuduğundan ve inatla yatağımı pencereden uzaklaştırmadığımdan, dahası kafamı illaki pencere önüne konuşlandırıp uyuduğumdan mı dersin; ne dersen de. Daha da ağrısın, hiç geçmesin diye de Kid A dinliyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu postta amacım kafamın ağrısını önce akademik, sonra kimyasal, son olarak da coğrafi nedenler çerçevesinde incelemek. Bu incelememde hangi teorisyenlerden faydalanmıcam ki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oysaki dönem başında kulağa ne güzel gelmişti; "Bu ders için ödev hazırlamayacaksınız. Onun yerine kendimiz konferans düzenlicez, gün boyu sunacaksınız, gerçek konferans gibi davranıcaz." Ama gel gör ki aynı beyaz parlak ışık 6 saat çekilmiyor, 20 sayfalık ödev yerine 6 sayfalık sunum hazırlama pahasına da olsa. Bi ara böyle "karanlıkta otururken önüme bi cisim geldi ve kapısını açtı. içerde garip bir yaratık vardı ve bana içeri gel dünyalı diyordu. sonra çooook parlak bir ışık her yeri sardı ve gerisini hatırlamıyorum" diyen insanları anlayacak duruma geldim. gözlerim yaşardı ışıktan. Ama ne önemi var. 4 kedi diyorum. 4!!! 4 tombik ve de uzun tüylü kedi. Gece uyumadan sunumu bitirmeye de değer, 6 saat beyaz ışığa da. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi dakka. ikinci nedenime geçmişim: Dersin hocasının evi. 7 suları. (ohaaa saat ne zaman 1e geldi!) sanırım ilk kez bi amerikan evini bu kadar sevdim. her yer şey doluydu yaleppim, ne güzel şeylerdi her bir şey! yıllarca toplamış almış biriktirmiş! mesela şöminenin önünde birbirinden farklı ve güzel 4 küçük minik sandalye vardı. 4 koca kedi için! Şu anda üstümde o kadar çok tüy var ki, sanırım 4 koca kedinin bi tanesi kadarını eve getirdim. Yapıştırıp kendime kedi yapıcam. tatile giderken belki bana bırakıcak kedileri. ay daha mutlu olamam! yaşasın kedili kadın olmak! yaşasın kedi yımşak yımşak mırıl mırıl! sonra hiç ummadığım bi çocuk kucaanda kedi ile piyanoda paranoid android çaldı radioheadden. ulan çocuk, gey olmasaydın bazı şeyler çok farklı olurdu dedim üzüldüm. bu cümlelerden ikinci neden belli olmuştur. çok şarap.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;üçüncü nedenime gelesim yok. daha doğrusu üçüncü nedenim olan pencere kenarı yatağıma burda gelesim yok, direk ona gidesim var. bu gece de geçici bi çare bulcam artık. bi sürü minder koymak bloklamak pencereyi mesela. işin kötüsü yerini de çok seviyorum ve hiç allak bullak edesim yok odayı. onca ıvır zızır onda resim kartpostal pano duvarlar dolu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, as a conclusion, kafam fena ağrıyo. abject bööle. ejected beyond the scope of the possible, the tolerable, the thinkable. ne gerek vardı da şeytana uydum saçmaladım burda bilemiyorum. ama yine de abject and abjection are my safeguards ne de olsa, the primers of my culture...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;floransa ya da venedik ya da madrid ya da barcelona ya da londrada uyanmak dileğiyle,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;teytey.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(başlık konferanstaki bi kızın sunumundan alıntı bu arada. o da edith whartondan almış. sunumdan önce "bi yer var paperda, hep gülüyorum, sunarken gülmem umarım" dedi. güldü. hep beraber güldük hatta. hep beraber demişken. benim tüm teyzelerim --baya var valla-- öğretmen, dolayısıyl arkadaşları da öğretmen falan filan neyse. biri anlatıyo, öğretmen hapşırmış sınıfta, öğrencicağızın biri de "çok yaşayın örtmenim" demiş. Öğretmen de cevap olarak "hep beraber" demiş. sen bütün sınıf kalk ayağa, bi ağızdan "çok yaşa öğretmenim" de! anlatmaya doyamadığım bir anekdottur bu da böyle )&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-6687178627651564060?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/6687178627651564060/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=6687178627651564060' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/6687178627651564060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/6687178627651564060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/erect-solemn-gigantic.html' title='erect, solemn, gigantic'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-3630658718759908564</id><published>2009-12-15T11:17:00.011-05:00</published><updated>2011-03-19T01:56:05.150-04:00</updated><title type='text'>nalet-i ruhiye</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bugünlerde bi sürü şey üstüste gelip sinirimi tepeme çıkarmakta. Tamam dönem sonu olmasının ve yapılacak işlerin artık savsaklanamayacak raddeye gelmesinin de etkisi var bunda. Ama başka şeylerin de. Gerçekten ignorance is bliss mi acaba? Bazen kitapları düşünmeden okuyabilmek, filmleri deconstruct etmeden izlemek istiyorum. E oku/izle, di mi? Malesef. Artık çok geç. Cumartesi günü hayatımda ilk kez siyah beyaz bi klasiğe gittim sinemada. Galiba hayatımda ilk kez de böyle bi filmi baştan sona izlemeyi başarmış oldum. Gerçi çok kötü bi film değildi, komikti falan. Capra'nın It's a Wonderful Life'ı. Millet sevgilisiyle elele koyun koyuna, ellerinde şarap kadehleriyle izliyo (evet öyle de süper bi sinema). Ya neyse işte, herkes pek bi mutlu. Sen benim surata zoom yap kamerayı bi de. Kafada bin bir tilki "işte burda italyan göçmenleri karikatürize ediyo, aha bak evde zenci hizmetçi var ve evdekilere amcasının oğlularmış gibi davranacak derecede mutlu gösterilmiş, aha kapitalizm-zaman-içki üçgeni, bak şu sahneye şahane paper yazılır, beyne itinayla verilir." AAAAAAAAAA ama! Lan benim neyim eksik? Ben niye keyif alamıyorum artık izlediklerimden/okuduklarımdan? Sıkıldım ama! Kitaplarda da aynı nane. Önceden annemle dalga geçerdim, ohooooo anne senle aynı kitabı mı okuduk biz, bi kere o kitapta şunlar bunlar anlatılıyo, sen hiç anlamamışsın ki diye. Ulan şimdi hasretim annem gibi okuyabilmeye. 2 gündür bi skim yazmamakta direndiğim ama yarın sabah bitmiş olması gereken paperı Dakota bi kadın yazar üstüne yazıyorum. Hem onu hem de diğer yardımcı kaynakları okudukça yine nevrim döndü ne acılar çektirmiş bu sıçtığımın amerikalılara zavallılara diye. Çıkıcam şimdi sokağa pijamalarla, aramızda ilk şu konuşma geçen Amerikalı adamın kafasını sokaktaki geri dönüşüm kutularıyla ezicem, kurda kuşa yem olarak dünyaya daha faydalı bişi olarak geri dönecek: "Adın ne" "(sıçtık) Gü.." "Ga?" "Hayır Gü" "Go?" "Hayır Gü" "Ge?" "(hay senin) hee hee öyle" "Farklıymış, nerelisin" "türkiye" "Vaaay, benim de yengemin kızının kocasının amcası ordaydı yazın. Çok güzel" "hıı, kahveyi ver de gidem" "Ama hiç türke benzemiyosun, bence gayet avrupalıya benziyosun, hayatta türk demezdim. Hem ismin de hiç arapça gibi kaba değil" "(laaaaaan, sen kendi kaba götüne bak biiiiir, türk tipini ne biliyosun ki konuşuyosun eşşoğlusu ikiiiii, türkçe diye bi mefhumdan haberin bile yok, ne diye bana dünyanın tüm halklarını bilirim ayağı yapıyosuuun!) Türke benziyorum, fyi. hadi teytey"*&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başkaları zamanında kendi masumiyetlerinin içine etmiş, zil takıp oynatmış, dünyayı gezdirip patlayana kadar şişirtmiş diye ben de hayatımdaki en keyifli anların masumiyetini yitirmek zorunda kalmamalıydım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tek bir faydasını gördüm bu durumun, o da artık &lt;i&gt;Cien Anos de Soledad&lt;/i&gt;'ın sonunda kendimi duvardan duvara vurup ağlamıyorum yüzeysel okuduğum ortaokul zamanlarımda olduğu gibi. İti an çomağı hazırla okuma sistemiyle okununca acı bir şekilde de olsa memnun oluyor insan o korkunç sondan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;* Bunu yazdıktan bi süre sonra sığındığım kitaptan: "'And what about your origins? Tell us about them, it must be fascinating!' Blundering fools never fail to ask the question! Their surface kindness hides the sticky clumsiness  that so exasperates the foreigner. The foreigner, precisely--like a philosopher at work--does not give the same weight to origins as common sense does. He has fled from that origin--family, blood, soil--and, even though it keeps pestering, enriching, hindering, exciting him, or giving him pain, and often all of it at once, the foreigner is its courageous and melancholy betrayer. His origin certainly haunts him, for better and for worse, but it is indeed &lt;i&gt;elsewhere&lt;/i&gt; that he has set his hopes, that his struggles take place, that his life holds together today. &lt;i&gt;Elsewhere&lt;/i&gt; versus the origin, and even &lt;i&gt;nowhere&lt;/i&gt; versus the roots . . ."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha iyi miyim? Evet. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kitaba sarılır uyur muyum? Haftaya paperlar bitince umarım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hatta galiba seni seviyorum Julia!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-3630658718759908564?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/3630658718759908564/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=3630658718759908564' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3630658718759908564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3630658718759908564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/nalet-i-ruhiye.html' title='nalet-i ruhiye'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-2852388063866109262</id><published>2009-12-14T00:28:00.011-05:00</published><updated>2009-12-14T11:54:33.878-05:00</updated><title type='text'>the Books That If You Had More Than One Life You Would Certainly Also Read But Unfortunately Your Days Are Numbered (alakası yok)</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bi gecenin daha ocağına incir ağacı ekerken ve de interneti bulana lanet ederken şunu buldum. (birazdan gelecek şu). Ama youtube videosu nası eklenir bilmediğimden ancak link verebilicem. Du bakiim, Help'te anlatıyo muymuş.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="580" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/4vPT5dhR0AA&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0x234900&amp;amp;color2=0x4e9e00&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/4vPT5dhR0AA&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0x234900&amp;amp;color2=0x4e9e00&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="580" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Amanıııın, becerdim! Vay anasını. Bilgisayar kullanma becerim 4 yaşındakilere yetişiyo galiba. Ne mutlu!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, İzlediğimizi anladık mı: Amazondan her kitap alışımızda aslında ne kötü bişi yaptığımızı anlatıyor bu video. Amazon ya da diğerleri işte. Pek sevdim ben bunu, çünkü insanlar mütemadiyen kızarlar bana, ee alıversene amazondan, fink fink kitapçı gezeceğine diye. Ama bilader, that's the point! (Bi sonraki paragrafta bu pointe bakıcam, unutma o yüzden bunu) Ha bazen ikinci elini kitapçı gezerek bulmamın imkansız olduğu kitaplar oluyor tabi. Ama onları da şu güzide siteden alıyorum: www.betterworldbooks.com. Şimdi bu site niye güzide? 1- (Parasız doktora öğrencisinin önceliği) Shipping almıyor Amerika içi (dışına da çok az bişi alıyor). 1- (evet 1, yine 1) (Çevresine duyarlı doktora öğrencisinin önceliği) bi kere her alışverişten belli bir yüzde dünyadaki literacy projelerine gidiyor. Sonracııma, olabildiğince az eco-footprint bırakıyolar. Öyle videodaki gibi tek kitaplık kolilerde gelmiyor. 5 kitap olsa bile zarfla geliyor, hemi de carbon neutral zarfla. Yannız Amerika içine bile 3 haftadan önce gelmiyolar, haberiniz ola. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelelim fink fink kitapçı gezmeye. Tabi olanca muhteşemliğine rağmen, onun da kötü yanları var. Ben hiç kasmıyım yazmaya, şahane yazılmışı var çünkü: Italo Calvino, &lt;i&gt;Se una Notte D'Inverno Un Viaggiatore (Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu). &lt;/i&gt;Fekat sadece İngilizcesini buldum internette. Onu yapıştırıyorum. Yapıştırdıktan sonra keyfim olursa çeviririm de belki. Yok be, uzunmuş. Deli miyim ben! Ama çok güzel bir kitapçı yolculuğu tasviridir, böyle keyiften salyalarım akarak okumuştum ilk kez, vay babaniiiii diyerekten. O gün bugündür bi türlü başka Calvino okuyamadım (İtalyadan aldığım italyanca orjinel kitabını okucam, o zamana kadar da okumicam inadım tuttu. Tabi kocaaa Calvino'yu nah okursun italyanca, ibibik!) (Gerçi ek dil yeterlilik sınavında Calvino çevirtiyolarmış bize. Bir hayalin dolaylı da olsa gerçekleşişi sayın seyirciler!) Neyse. İşte burda o sevgili pasaj. Umarım bi okuyanı olur:)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  ;font-family:'Trebuchet MS';font-size:medium;"&gt;&lt;p&gt;"So, then, you noticed in a newspaper that &lt;i&gt;If on a winter's night a traveler&lt;/i&gt; had appeared, the new book by Italo Calvino, who hadn't published for several years. You went to the bookshop and bought the volume. Good for you.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;In the shop window you have promptly identified the cover with the title you were looking for. Following this visual trail, you have forced your way through the shop past the thick barricade of Books You Haven't Read, which were frowning at you from the tables and shelves, trying to cow you. But you know you must never allow yourself to be awed, that among them there extend for acres and acres the Books You Needn't Read, the Books Made For Purposes Other Than Reading, Books Read Even Before You Open Them Since They Belong To The Category Of Books Read Before Being Written. And thus you pass the outer girdle of ramparts, but then you are attacked by the infantry of the Books That If You Had More Than One Life You Would Certainly Also Read But Unfortunately Your Days Are Numbered. With a rapid maneuver you bypass them and move into the phalanxes of the Books You Mean To Read But There Are Others You Must Read First, the Books Too Expensive Now And You'll Wait Till They're Remaindered, the Books ditto When They Come Out In Paperback, Books You Can Borrow From Somebody, Books That Everybody's Read So It's As If You Had Read Them, Too. Eluding these assaults, you come up beneath the towers of the fortress, where other troops are holding out:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;pre&gt;the Books You've Been Planning To Read For Ages,   &lt;/pre&gt;&lt;pre&gt;the Books You've Been Hunting For Years Without Success,&lt;/pre&gt;&lt;pre&gt;the Books Dealing With Something You're Working On At The Moment,&lt;/pre&gt;&lt;pre&gt;the Books You Want To Own So They'll Be Handy Just In Case,&lt;/pre&gt;&lt;pre&gt;the Books You Could Put Aside Maybe To Read This Summer,&lt;/pre&gt;&lt;pre&gt;the Books You Need To Go With Other Books On Your Shelves,&lt;/pre&gt;&lt;pre&gt;the Books That Fill You With Sudden, Inexplicable Curiosity, Not Easily Justified. &lt;/pre&gt;&lt;pre&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  white-space: normal; font-family:'Trebuchet MS';font-size:14px;"&gt;Now you have been able to reduce the countless embattled troops to an array that is, to be sure, very large but still calculable in a finite number; but this relative relief is then undermined by the ambush of the Books Read Long Ago Which It's Now Time To Reread and the Books You've Always Pretended To Have Read And Now It's Time To Sit Down And Really Read Them.&lt;/span&gt;&lt;/pre&gt;&lt;p&gt;With a zigzag dash you shake them off and leap straight into the citadel of the New Books Whose Author Or Subject Appeals To You. Even inside this stronghold you can make some breaches in the ranks of the defenders, dividing them into New Books By Authors Or On Subjects Not New (for you or in general) and New Books By Authors Or On Subjects Completely Unknown (at least to you), and defining the attraction they have for you on the basis of your desires and needs for the new and the not new (for the new you seek in the not new and for the not new you seek in the new).&lt;/p&gt;&lt;p&gt;All this simply means that, having rapidly glanced over the titles of the volumes displayed in the bookshop, you have turned toward a stack of &lt;i&gt;If on a winter's night a traveler&lt;/i&gt; fresh off the press, you have grasped a copy, and you have carried it to the cashier so that your right to own it can be established."&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-2852388063866109262?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/2852388063866109262/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=2852388063866109262' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/2852388063866109262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/2852388063866109262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/books-that-if-you-had-more-than-one.html' title='the Books That If You Had More Than One Life You Would Certainly Also Read But Unfortunately Your Days Are Numbered (alakası yok)'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-492712075584019526</id><published>2009-12-13T21:50:00.009-05:00</published><updated>2009-12-13T22:38:56.648-05:00</updated><title type='text'>kestaneağası</title><content type='html'>İstanbul'dan bi arkadaşımı arayıp "Naber lan hıyarağası" diyesim geldi çok fena. Hatta saatin o saat diliminde sabah 5e geldiğine de aldırmadım, aradım. Ama neyseki telefonu kapalıydı. Yazık lan kıza, pazartesi sabahı "Naber lan hıyarağası" diye uyandırılmak sevdicek arakadaşı tarafından dahi olsa kötü olsa gerek. Hadi yırttı. Başka kanallardan taciz edicem artık. Ama öte yandan içimdeki bu "Naber lan hıyarağası" diyememe boşluğunu doldurmak gerek. O yüzden şahane bi bitki çayı yaptım. Adını da mutlu eden bitki çayı koydum. Çok a-yaratıcı di mi?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buyrun, siz de yapın. Gözel oldu:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;iki-üç dal adaçayı (ana malzeme bu, çok nefis bişi ya adaçayı. geç keşfettim, bi daha bırakmam!).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bi tane kuru hatmi çiçeği (hibiscus bu, artık türkçesi neyse. sözlüktekilerden en mantıklısı hatmi gibi göründü).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;12 tane kuru karanfil (bunu enerji istiyosak ekliyoruz. gece yatmadan önce içecekseniz koymayın. ya da yatmadan önce değil de uyumadan önce diye değiştiriyim önceki cümleyi:) ).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sonracığımaaaa, bi tutam biberiye çayı (bu da yağ yakıyomuş. hatta bunun yağını alıyosun, kekik yağı bi de bişi yağı daha --hatırlayınca eklerim-- karıştırıyosun, yürüyüşe koşuya çıkmadan önce sürüyosun, bi haftada selülit kalmıyo. Diyosun? Dedim valla. Dur lan bi hafta demeyelim bari. İşte süresi selülitten selülite değişiyo).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bi tutam yasemin çayı. ohhhhh misler gibi koksun diye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bi parça kabuk tarçın (bunun da çok şahane faydaları varmış. hatta baktım şimdi internetten, o kadar çok ki yazamicam).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;acuk rezene (bu da benim mide yanmalarıma ve de regl sancılarıma az da olsa iyi geliyo, sizi bilemem).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bi de bunca şey yetmemiş gibi yoginin huzura erdirici yeşil çay posetlerinden atıyorum içine ben. Yeşil çayda kafein varmış. Ablam söyledi. Enerji veriyomuş. Onun yalancısıyım. Hatta kahve içmeyip yeşil çay içecekmişim. Peh!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunları demliğe koyup kaynar suda tutanzi. Ama adaçayını 2-3 dakkadan fazla tutmamak lazımmış. Onu da annem söyledi (ne biçim doktora öğrenciyim lan ben, her söylenene inanıyorum; nerde araştırıcı kişilik?). 10 dakka falan sonra içiliyo bu böyle. Ben hiç ama hiç bir içeceğime şeker koymam ama bunun şifasını arttırmak için bi çay kaşığı ıhlamur balı (evet ıhlamur balı. cool, ain't it? Arzu edenler için Balkes-Asos yolu üstünden köylü üreticiden aldıydık. Çok leziz) koyduğumu itiraf ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kadar çok sağlıklı şeyi bi arada tüketince insanın içi böyle bi mutluluk bi huzur doluyor. Vay anasını, ne biçim şifa aldım ben şimdi diye seviniyosun. Therefore I am. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi de gidip biraz kestane çizicem. Biz burda kolay çizilmeyen kestaneleri sevmeyiz adamım. O yüzden kaldır o yuvarlak bünyeni de suya atlayıp yumuşa ben gelene kadar! Gazlı fırındaki bu ilk denememde 380 fahrenaytta çalışmaya karar verdim. Hadi hayırlısı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lan bi de, evde gazlı fırın var. Yeni ev bu. Hala heyecanımı atamadım üstümden. En az üç kere diz üstü çöküp kafayı içine sokup gazı açasım geldi. Hayır intihar etmek gibi bi arzum yok, hiç olmadı, hiç olacağını da sanmam. Neş'eli mutlu bi çocuğum.  Ama böyle ilginç bi çekiciliği var o fırının. Anlamadım gitti. Sylvia Plath'ten heralde. Sevmem de hiç şiirlerini ama... Olmadı ben de komşuya not yazarım doktoru ara diye Sylvia gibi? Onun komşu geç kaldı tabi, benimki de kalmasın? Bi gün azıcık deneyesim var başımda bi arkadaşım dururken. Ama hiç bi arkadaşım kabul etmez ki. piffffff.. Neyse. Kestane.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-492712075584019526?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/492712075584019526/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=492712075584019526' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/492712075584019526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/492712075584019526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/kestaneagas.html' title='kestaneağası'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-2598834932261035033</id><published>2009-12-12T22:25:00.003-05:00</published><updated>2009-12-12T23:09:40.965-05:00</updated><title type='text'>çikolata gibi yar, yatak gibi diyar olmaz</title><content type='html'>Ben şeyleri çok seviyorum (Perec'in &lt;i&gt;Şeyler&lt;/i&gt;'i değil. Onu da seviyorum ama o ayrı bu ayrı şimdi). Şeylerden kastım basbaya şeyler işte. Mesela "şey" koleksiyonlarım: gidilen müzelerden kalem, silgi, kartpostal, gidilen ülkelerden magnetler, ayraçlar, defterler, mektup kağıtları, şarap mantarları, şemsiyeler, takvimler... Yani kullanım amacını yitirmiş ve de tarafımdan sadece estetik amaçla görevlendirilmiş nesneler. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bi dakka ya. Bu girizgah çok uzadı. Aslında amacım "eveeet, sevdiğim şeylerden biri de yatağıııım" demek konuya girmekti, ama olmadı kendimi faka bastırdım. Çünkü (çünkü neden?) yatağımı şeyliği için değil işlevi için seviyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Piki. Al baştan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yatağımı çok seviyorum (ha şöyle, ne uzatıyosu ki lafı?). Sadece bunu değil, İstanbuldakini de. Niye tekil peki? O varken bu, bu varken o yok çünkü akıllııııım :p Üniversitedeyken (şimdi nerdeyim ki? lisanstayken olacak o) Zeynep Davran'dan bi intro to philosophy dersi aldıydım. Kadıncağız (böyle dediğime bakmayın, hiç sevmem kendisini) Berkeley'i anlatana kadar çatlamıştı, hatta sorusunu yanlış cevaplayan arkadaşıma "Sapla samanı karıştırma" demişti. Hala ortak jargonumuzdadır bu alıntı. Neyse. Benim yatak örneği ne güzel anlatıyo bak Berkeley'in felsefesini. Somut şeyler biz onları algıladığımız sürece var, algılamazsak yok (di mi? di mi? öyle di mi? Yoksa hiç anlamamış mıyım seni Zeynep?) İşte benim yatak-yataklar da böyle. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, benim yatak sokak yatağı. Sokak kedisi gibi. Kendisini sokakta bi evin önünde dayalı gördüm; hüzünlü gözlerle baktı bana, ben de dayanamadım, alayım eve, bakıp besleyeyim dedim. (Oha demeyin. Boston'da, özellikle de Cambridge --harvard ve MITin olduğu semt-- ve Somerville'de sürekli bir taşınma hali olduğundan --55 üniversite var lan Bostonyada, elini sallasan üniversite öğrencisine çarpıyosun. Bir ay içinde "ahaha elimdeki şahane teori kitabıyla şu köşedeki oğlanın aklını alıcam" demeyi bırakıyosun mesela kafede otururken. Niye? Çünkü zaten kafede okunan kitaplar full de Man, Derrida, Freud ya da kestiğin çocuk ya yüksek fizikçi ya da harvard tarihte post doc falan-- ve eşyaları genelde taşıyamadıklarından kapı önüne bırakıyor bu insanlar. Ama çöpe de atamıyorsun eşya, vergisi var. Hal böyle olunca craigslist üzerinden beleş eşya ilanlarını takip ederek tek günde ev dizebiliyosun, özellikle 30 ağ-2 eylül arası. Odamdaki her şey bu şekilde edinildi diyebilirim. Her şey: yatağım, döner bambu koltuk, sahip olduğum en muhteşem çalışma masası, kocaman komidin, tekerlekli yatak kenarı sehpası, 2 renkli kitap rafı, aynalar, sandalye, puf, orta sehpa, ab shaper (hehehe), golf sopası (a girl needs a weapon by her bed:) ) ve bi sürü ıvır zıvır. Taaaaa yukarda açılmış parantezi de kapıyorum artık bak)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bu yatak, ki aldığımda internetten baktıydım, 2000 dölardı kendisi, ile ben büyük aşk yaşıyoruz. Hele şu hem deli gibi ders çalışmam gereken hem de sırt ağrısından kımıldayamadığım günlerde aşkımız iyice alevlendi. Ayrılamıyoruz (annemin msn iletisi: "biz ayrılamayız/şimdi uzaklardasın") Beni sıcak kollarında yatırıyor, sarıp sarmalıyor, geceleri ben sandalye tepesinde ders çalışırken uzun uzun süzüp beni koynuna çağırıyor (ay o şahane yiğit özgür karikatürünü bilir misiniz efenim?), sabah içinden çıkmama izin vermiyor (lan--obscene mi oluyo bu?)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzin ablaya bile danıştım, ne yapsam da ilişkinin alevi azalsa, biraz ayrı kalsak diye. Pek yardımcı olamadı. Bu halime ne olacak hiç bilmiyorum. Yapmam gereken ne kadar çok iş varsa, o kadar erken girmeye başadım yatağa. Bu çivili yatak nanesi nası bişi acaba? Bi ay ilişkimize ara versek de ben yatağımı çivili yatakla aldatsam. Sonra birbirimize geri döndüğümüzde çivili yatağın nasıl rahatsız olduğunu ve sevgili yımşak yatağımın yerini kimsenin tutamayacağını öğrendiğimi falan söylerim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, bari biraz çikolata eşliğinde düşüneyim ben bunu. Danışmanım verdi. Lindt petits deserts chocolate truffle. Önce iğrenç hersheys verdi. Ben bunu yemem be böö diyince de gitti zulasından bunu getirdi. kıhkıh. Nası biliyo suçunu. Güya markete götürecekti beni dün. Bi güzel ekti beni valla. Hem de canım çok fena mercimek koftesi, mucver ve de imam bayildi cekiyordu kaç gündür. Imambayildi en kolayi, alışverişi yaptıktan sonra pişiririm diyodum. Kim tasicak marketten patlicanlari simdi? Sebze istiyorum ulaaaaaaan! Ama artık çikolatayla idare edicez. Aaa bak tam bu duruma uygun (alakası yok) bi şiir geldi aklıma:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;To make a prairie it takes a clover and one bee,--&lt;/div&gt;&lt;div&gt;One clover, and a bee,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;And revery.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;The revery alone will do&lt;/div&gt;&lt;div&gt;If bees are few.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Emily Dickinson.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ay bayılıyorum buna!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-2598834932261035033?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/2598834932261035033/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=2598834932261035033' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/2598834932261035033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/2598834932261035033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/cikolata-gibi-yar-yatak-gibi-diyar.html' title='çikolata gibi yar, yatak gibi diyar olmaz'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5188716924250744460</id><published>2009-12-11T21:26:00.007-05:00</published><updated>2009-12-12T01:02:44.139-05:00</updated><title type='text'>"işte öyle bir şeeeeeyyy" (eröl evginden geldi) (hani rırrırı harhar ya bazen hani rororo bazen ya insan hani laylay ya birden işte öyle bir şeyyyyyy)</title><content type='html'>Benim annem her konudaki açık fikirliliğinin aksine aşkmış meşkmiş ve bunların fiziksel boyutlarıymış gibi konularda yeryüzünün en örümcek kafalı kadını olmaya aday bir insan. Mesela kendisine erkek arkadaşım olduğunu erkek arkadaşımın evlenme isteğini artık ciddi ciddi acaba diye düşünmeye başladığımda yani 25 yaşımda söyledim. Onu da tabi Türk filmlerindeki gibi "Anne biz Feritle sevişiyoruz" diye değil tabi. "Ya anne bi çocuk var işte şimdi böyle yani benden hoşlanıyo tabi ben yani tanımıyorum çok ama yani tabi bi düşünücem sen ne dersin bak annesi babası senin gibi öğretmen okulu mezunu meslektaşsınız ya işte bak ne güzel zaten burcunun lise arkadaşı (yalan), burcu tanıştırdı zaten (ne biçim yalan), hem masterı var (yalan, bitiremedi) ama çok iyi de işi var, baya iyi kazanıyo, geleceği parlak ama tabi her an doktora da yapabilir sen zaten onu tercih edersin di mi yani böyle işte. Ha bi de istanbulda yaşamıyo (yalan), hani çok görüşemiyoruz (yalan demeye gerek var mı?) ama işte artık internetten falan tanımaya çalışıcaz birbirimizi". Hayatımda hiç bu kadar laf dolaştırmamıştım (o zamanlar blog yazmıyodum hiihoohoo). Annem şu tabloda bile paranoyak oldu. Ancak erkek arkadaşımın ilerde param olmazsa diyerek ve beni hiç tanımadığını göstererek (ben? tektaş? you gotta be kiddin man!) aldığı pırlanta yüzüğü gösterince tüm Türk kızı anaları gibi "Hmmm, yüzüğü aldıysa evlenecek demek ki" çıkarımını yapıp acık rahatlamış, hatta teyzelere halalara anlatmaya başlamıştı. Neyseki babamın kulağına kadar uzamadı. Zira ayrıldım ben sevdicekle. Ay bu arada bak tüm bunların niye kafamı meşgul ettiğini fark ettim: Sabah 5.50de kabustan uyandım çok fena. Kabus da işte bu sevdicek, taaa birlikteykenki alt komşusuyla çıkmaya başlıyomuş, bana da arkadaşı söylüyo. Niye kabus anlayamadım. çünkü o kızın benim sevdiceğe yazdığını cümle alem biliyodu. Benim sevdicek de uzuuuuun ve kesin evlilikle bitecek gözüyle baktığı ilişkisinde göt olan her erkek gibi ya tek gecelik ilişkilere vurmalı ya da hemen evlenmeli. E daha nolsun, perfect match! Ama demek ki hala hazır değilim hayırlı habere. Nası kötü uyandım. İlk kez Amerika-Türkiye saat farkı işe yaradı da gtalka koşup işgününün sıkıntısından geberen arkadaşlarımdan birine anlatabildim. Hohoho güldü tabi. Ben de güldüm. Salak. Ayrılalı oha bi yıl olcak. (oha!) (ohaaaaaaaaaaa!). Ne diye üzülüyosam. Tamam hep sevicem, hep özlicem de, olmadı yani, uzatmanın mağnağsı yok. Neyse, işte oluyomuş böyle şeyler. Bu da böyle bi anda blogluktan çıkıp 18 yaşındaki bi hanımkızımızın günlük yazısı gibi oldu. Oysakş kahramanımız çok başka bişiyden bahsedecek ve muhallebi tarifi verecekti!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5188716924250744460?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5188716924250744460/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5188716924250744460' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5188716924250744460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5188716924250744460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/iste-oyle-bir-seeeeeyyy-erol-evginden.html' title='&quot;işte öyle bir şeeeeeyyy&quot; (eröl evginden geldi) (hani rırrırı harhar ya bazen hani rororo bazen ya insan hani laylay ya birden işte öyle bir şeyyyyyy)'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-1331724767059086120</id><published>2009-12-11T16:41:00.003-05:00</published><updated>2009-12-11T16:47:14.282-05:00</updated><title type='text'>bos olmayan isler</title><content type='html'>Ne zaman bi odev okuma ya da bizzat odev yazma donemi gelse, ben yatagimi kivrilip efendime soyliyim Lacan'dan tut da Badiou'ye, Goldman'dan tut da Cixous'ya (niye cogu fransiz geldi akabo aklima?) kendimi teori okumaya vermek istiyorum. Ama odevimle alakasiz olacak. E tabi yapamiyorum; esek, once paperini yaz sonra oku. Ama sonra da tabi okumuyorum. Tatil gelmis, beni baglaman lazim roman harici bi seyler okumam icin. Namimkin. Yine o donem geldi catti iste. Lyotard'i aldim koynuma. Anca bi saat sonra falan titreyip kendime geldim, napiyosun ulaaaaan, sen kendi okumalarini bitirsene diye. Ama bak bu sefer cok fena kararliyim. Su paperlar bitsin, okucam gece gunduz. Ahan da buraya da yaziyorum ki belki biri sorar 2 ay sonra, naptin len ibibik, bitirdin mi Inhuman'i diye. Sirf rezil olmiyim diye bitiririm boylece en azindan:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bos olmayan untimely islerden kacinmak icin ofise geldim simdi. Ne sahane ki kendimi bos olmayan timely islere vermek yerine bos islere vermis bulunuyorum ofiste de. of offfffff&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-1331724767059086120?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/1331724767059086120/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=1331724767059086120' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1331724767059086120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1331724767059086120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/bos-olmayan-isler.html' title='bos olmayan isler'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8173856779734620846</id><published>2009-12-10T23:20:00.001-05:00</published><updated>2009-12-10T23:20:54.989-05:00</updated><title type='text'>İşte Mutluluk Buuuuu</title><content type='html'>Bu başlık İstanbul Devlet Opera ve Balesinin zamanında sahnelediği küçük çaplı bir modern dans gösterisinin adı aslında. O kadar sevmiştim ki herşeyini, adı arkadaşlarımla günlük konuşma dilimizin bi parçası oldu. Ah ah, tüm opera ve balelere gittiğim, baletlerin çoğuna aşık olup balerinlerin çoğundan nefret ettiğim o günler! Boston Ballet'in baş dansçısının kim olduğunu bile anlayamadım daha! Nasıl özlüyorum, "aaaa Alkış (amcamın oğlu ya, laubaliliğe bak) saçlarını kestirmiş," "kızııım, Arkın sana baktııııı," "yihuuuuuuuu Oktay Keresteciden imza aldııııımmmmm hoyheyhoyheyloleley!" şeklinde gezmeyi... Öte yandan buraya gelince görüyosun ki hepsi birbirinden beceriksiz, tembel adamlarmış (Oktaycım hariç). Geçenlerde Damdaki Kemancıya gittim, oha a.k. afedersin! O kadar başarılı ki, endorfinler süzüldü koltuğun altında birikinti oluşturdu (pöh, abartımı yerim).&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün de Sleep No More diye bir performansa gittik aktivite manyağı grubumuznan. Ama ondan bahsetmicem. Çıkışta yakınında olduğumuzu bildiğimiz bir Türk restoranına gidip yemek yiyelim dedik (gerçi ben türk yemeği çok aramıyorum tabi malum--dünkü menü hala bitmeyen tarhana çorbası-nohut-pilav çünkü). Zaten kapanmış. Biz de hala açık görünen tek yicekçi olan pizzacıya girdik. Duvarlardaki resimlerden belli ki sahipler Yunan. Yunanistandan itibaren Doğuya doğru uzanan coğrafi bölgenin insanlarının restoranlarının duvarları hep memleket resimleriyle süslü, o yüzden hemen anlaşılıyor kimin nereli olduğu. Mesela tamamen Türk kahvehanesi tadında bir yer keşfettim, sadece duvarlarında resmilerden anlıyorsun Türk değil de Filistin kafesi olduğunu. Neyse, saat 11e çeyrek kala sipariş verdik ve de kapanma saati 11. teyzecik bize e eşek değilseniz paket istiyosunuzdur gizli anlamını içerecek şekilde burda mı paket mi dedi, biz de kakara kikirimizden fırsat bulup cvp veremedik. En sonunda 11.10 gibi yemekler hazır olduğunda tabiki paket yapıp verdi. Ama biraz sevimlilik yapıp burda yiyelim miiiiiiiiiiiiiiii dediğimizde nerelisiniz, brezilyalı mı dedi (Oya'yla ben Brezilyalı hatunlar gibi taşız da ondan kıhkıhkıh. ondan diil tabi, değiliz çünkü. ama genelde Brezilyalı sanıyolar Türkleri Boston'da). Biz Türküz diyince ay teyzem nasıl sevindi nasıl sevindi. Ay bizi de sardı bi neşe gece gece. Yemekler bitti, akıllar son metroda. Ama bi başladık teyzecikle konuşmaya, susmak bilmiyor! Herhalde Ynan olsak ancak bu kadar samimi davranırdı. 68de gelmiş AMerikaya, tek bir bavuldaki sadece iki kat giysisiyle. Birini giyince ötekini yıkıyormuş. Anlattı da anlattı. Neyse, sadede gelicem. O kadar zorluk çektim ama değdi dedi, bu dükkan benim, yandaki bina benim, lüks bi semtte evim var, Floridada başka bi evim var... Abooov teyze, ne yaptın sen! Evlatlık lazım mı? Geliim mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Niye yazdım ki bunca şeyi. Hatırladım. Bir dönem boyunca 19. yy sonu 20. yy başı ırk temalı amerikan edebiyatı dersi aldım. Ağzıma sıçıldı. Her kitapta ayrı ağladım, ayrı geberdim acıdan üzüntüden. Göçmen, Dakota (bu lafım size GPMax), siyah, yahudi, Meksikalı... Hepsi ayrı ayrı ve de itinayla kalbimi dağladı. Ama dün, o dersin sonuncusunun ertesi günü, bu teyzeyi gördüm sevindim. En azından bazıları ezilmemiş ve de (olanca feminist kişiliğime rağmen kullanıcam bunu) anasını bellemiş Amerika'nın. İşte öyle minicink bir intikam hissi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu ne laaaaaan, kendim yazdım kendim sıkıldım. Yani şunu post etmemin tek nedeni yazmış olmam... (Diğer postlarım çok anlamlı ve şahane ya, ondan bu garip geldi kıhkıh)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8173856779734620846?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8173856779734620846/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8173856779734620846' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8173856779734620846'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8173856779734620846'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/iste-mutluluk-buuuuu.html' title='İşte Mutluluk Buuuuu'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-1097002339690329095</id><published>2009-12-10T13:17:00.003-05:00</published><updated>2009-12-10T13:33:27.737-05:00</updated><title type='text'>epifani: high and dry</title><content type='html'>Ma cherie blog,&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben Radiohead'in "High and Dry" şarkısını çok severim. Sevdiğimden de çok utanırım. Neden dersen (ki tabiki diceksin, sen boş soruların boş cevaplarının ana yurdusun şu dakkada), Thomcuğum Yorkçuğum bu şarkıyı nasıl yaptıklarına inanamadığını, sarkının kendisini bizzat tiksindirdiğini ve bildiğin mıymıy pop olduğunu açıklamıştı bir yerlerde. Ama napayım be Thom, seviyorum işte var mı diyeceğin, seviyorum işte vaaaar mı diyeceğin? Tamam çok basit bi şarkı, ama basit diye sevmicez mi? Zen budizmi de basit, ona niye pop demiyoruz? (oha bilinç akışında 8 basamak atlamak!--Birbirleriyle bağımsız bi sürü argümanı birbirlerine bağlama çabası göstermeksizin arka arkaya yazan öğrencilerin paperlarını okuyorum da şu anda. ondan heralde bu uzun atlama formatlı bilinç akışı)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse. Ben High and Dry'ı çok kereler yatağımda öööyle uzanırken, Boğazdan karşıya vapurla ya da Balkese/Bozcaadaya feribotla geçerken ya da bahçede mal mal otururken dinledim. Üzgünken, hüngür hüngür ağlarken, çok mutluyken ve de huzurdan ölürken dinledim. Ama şu anda Boston'da sevimli lezbiyenlerin işlettiği, genelde tost kokan ama şahane müzik çalan ve kendilerini laptoplarına teğellemiş amerikalıların home ofis olarak kulandıkları mahalle kafesinde dinliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İmdi (valla imdi, yanlış yazmadım), Boğaz vapurunda olmadığıma, Bozcaadaya bir tatlı huzur almaya ya da Balkese anane-dede/kedi-köpek kavgası izleyip eğlenmeye gitmediğime ya da yatağımda uzanmış annemin yemeğe çağırmasını beklemediğime üzülmeli miyim yoksa hayal listemde en üst basamaklarda olan "yurtdışında yaşa ulan" maddesini temsil eden bir epifani yaşadığım için sevinmeli miyim?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bilemedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;o zaman, susam sokağından gelsin: Arada kaldıııııııııııııııımmmmmmmmmmm, tam aradaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-1097002339690329095?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/1097002339690329095/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=1097002339690329095' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1097002339690329095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/1097002339690329095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/epifani-high-and-dry.html' title='epifani: high and dry'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-7299812815178508719</id><published>2009-12-07T23:57:00.002-05:00</published><updated>2009-12-08T00:08:37.190-05:00</updated><title type='text'>boşa giden intihara karşıyım kardiş.</title><content type='html'>yani madem intihar edeceksin, öleceksin, hapislerde çürüme ya da vicdan azabı çekme derdin yok; otobüse binip önünden yürüyen kadının poposunu koridor boyu gözleriyle süzen herifi mi istersin, kediye işkence eden çocuğuna aferim diyen anneyi mi istersin, meclisten bi kaç beyinsiz mi istersin, bi daha bu kadar kısa etekle bu sokakta yürüdüğünü görmeyelim diyen bi bok kafalı mı istersin, gey-lezbiyen evliliğine izin vermeyen yargıç mı istersin, avcı mı istersin, kızını zorla everen baba mı istersin, polis mi istersin, işte seç bi kaç tane, yanında götür. valla çok içim acıyo boşa giden intihara. bi gün edersem çok gustoyla ederim heralde şu listeden bi kaç tanesine tik atabileceksem eğer. hatta heyecanlandım lan!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-7299812815178508719?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/7299812815178508719/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=7299812815178508719' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7299812815178508719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7299812815178508719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/bosa-giden-intihara-karsym-kardis.html' title='boşa giden intihara karşıyım kardiş.'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5827551413708867395</id><published>2009-12-06T20:43:00.003-05:00</published><updated>2009-12-06T21:00:11.392-05:00</updated><title type='text'>taktik tiktak!</title><content type='html'>Sevgili gönül abla,&lt;div&gt;Ben sabahları bir türlü uyanamıyorum, uyansam da geri uyuyorum, tekrar uyansam da yataktan kalkamıyorum, kalksam da geri yatıyorum. her gece "yarın sabah 8de kalkıcam ulaaaaaağğğnnnnn" diye yatıyorum, ama gel gör ki (maksim görki hehe) 8de görevini icraya başlayan alarımlı radyom ya da radyolu saatim 11e kadar fazla mesai yapıyor. ne yapsam ne etsem de gece "sabah kalkıp bitiririm yaaa nolcak" dediğim okumaları gerçekten sabah kalkıp bitirebilsem?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;rumuz hasretinden snooze'lar eskittim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgili hasedimden sunuşlar ekşittim,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sana önerim gogılın hayatımıza soktuğu procrastinator's clock uygulamasını siber alemden koparıp ev alemine sokman. kendine çaktırmadan kimlik kargaşı geçiren saatini bi miktar ileri al. ne kadar aldığına da bakma ki daha etkili olsun. sonra da geceleri yatağa girmeden saatini kolundan çıkar. böylece sabah saat çaldığında saatin kaç olduğu konusunda fikrin olmayacağından seke seke kalkmak zorunda kalacaksın ki derse geç kalıyo olma. her gece yeniden değiştir ileri alma ayarlarını ki ikinci gün kurnazlık yapıp sabah sabah kendini matematik hesaplarına verip gerçek zamanı tahmin edemeyesin. hadi evladım, göreyim seni.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgili güzin abla,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen onu iyi dedin de, o bende 2 gün anca işe yaradı. benim beynim kendini geliştirmek değil de stand byda yaşayabilmek için çaba harcıyo sadece. o yüzden 3. günden itibaren yemedi bu numarayı. ama bak ben daha süper bi yol buldum. gece yatarken iki koca bardak suyu dikiyorum kafaya, bak bakalım sabah kalkıyo musun kalkmıyo musun. Ha tabi geri yatma riski her daim var ama en azından 4 sorunumdan 3üne çare buldum. öneririm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5827551413708867395?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5827551413708867395/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5827551413708867395' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5827551413708867395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5827551413708867395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/taktik-tiktak.html' title='taktik tiktak!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-7474395103555664099</id><published>2009-12-04T21:34:00.002-05:00</published><updated>2009-12-04T21:39:40.452-05:00</updated><title type='text'>amazon</title><content type='html'>ahahahahaha&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;amazonda (websitesi) çok müthiş bir dünya keşfettim!!! Sanırım gönlümce LOL diyebilirim şu dakkada!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;resimlerine bakın ve reviewleri okuyun. ay bin yaşa emi bunu akıl eden ilk customer!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.amazon.com/Tuscan-Whole-Milk-Gallon-128/dp/B00032G1S0/ref=cm_cr_pr_sims_t"&gt;http://www.amazon.com/Tuscan-Whole-Milk-Gallon-128/dp/B00032G1S0/ref=cm_cr_pr_sims_t&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.amazon.com/Uranium-Ore/dp/B000796XXM/ref=pd_sbs_gro_4"&gt;http://www.amazon.com/Uranium-Ore/dp/B000796XXM/ref=pd_sbs_gro_4&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.amazon.com/dp/B000IZGIA8/ref=cm_sw_su_dp"&gt;http://www.amazon.com/dp/B000IZGIA8/ref=cm_sw_su_dp&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.amazon.com/JL421-Badonkadonk-Land-Cruiser-Tank/dp/B00067F1CE/ref=tag_cdp_ptcl_edpp_url"&gt;http://www.amazon.com/JL421-Badonkadonk-Land-Cruiser-Tank/dp/B00067F1CE/ref=tag_cdp_ptcl_edpp_url&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.amazon.com/Cloverdale-Fresh-Whole-Rabbit/dp/B00012182G/ref=pd_sbs_misc_6"&gt;http://www.amazon.com/Cloverdale-Fresh-Whole-Rabbit/dp/B00012182G/ref=pd_sbs_misc_6&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-7474395103555664099?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/7474395103555664099/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=7474395103555664099' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7474395103555664099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7474395103555664099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/amazon.html' title='amazon'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5381826395105523846</id><published>2009-12-04T19:57:00.006-05:00</published><updated>2009-12-09T01:16:43.811-05:00</updated><title type='text'>ev işi, temizlik, yemek ve sıçtığım bok. evet öyle.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;üniversite hayatım (ki kendisi tüm hayatımla neredeyse eşit süredir meşgul etmekte beni) boyunca odamın en temiz olduğu zamanlar tatiller değil, final/paper dönemleri oldu. O nedenledir ki bugün odama girdim ve, hmmm, toz tutmuş burası ya, bi süpürge açayım ben, dedim. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;odayı temizlemekten daha şahane procrastination mümkün mü? odamı da değil sadece, bütün evi köşe bucak süpürdüm. Bu garip şehirde evin içini toz topakları sarıyor niyeyse. teksasta rüzgarda yuvarlanan diken topaklarının domestik versiyonları arasında yaşıyoruz bizim evde. bi hafta süpürmeyegör. yerlerdeki saçlarımı da kandırıp kendi aralarına alıyorlar ve her yeri sarıyorlar.. neyse, bi süre yoklar artık. 20sine kadar ders çalışacağıma göre 25ine kadar temiz kalacak evim demektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;geçen sene, bu okuldaki ilk final/paper dönemimde, üst sınıflar papers roundtable diye gerzek bişi yapıp ah paper yazarken banyo yapmaya fırsat bulamayıp 5 gün, evet, inanabiliyor muymuşuz, tam 5 gün banyo yapmadan sürekli yazdıklarını falan söylemişlerdi. Ulan ben bunların dediği kadar verimli bi 5 gün geçirsem, doktora tezimi ciltçiye veririm 6. günde. garip insanlar vesselam. ya da ben garibim. bilemicem onu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;neyse, temizlik bitince bi de yemek yaptım, oh oh. hem de "yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar" eşiliğinde. gözleri dolu dolu smiley oldum bulaşık yıkarken. keşke şuanda yutuğbdan dinlediğim fıkır fıkır versiyonu gibi söyleseymişim. valla hoppidi hoppidi söylemişler. "haydii, oturmaya mı geldik hanımlar, hop hop! gelinin annesi at göbecikleriiii" of of. ben fena özledim evi. geçen sene gitmiştim kışın. yani bu aralık sonunda "hayatımda ilk defa evden bu kadar uzun süre uzakta kalıyorum ühüüüüüüüü ühüüüüü" demeye hakkım olacak. Annem azarladı geçen gün beni MSNde, "madem gelmek istiyordun, niye aldırmadın babana bilet" diye (annemlere param yok bilete verecek ama gelmek istiyorum dersem, kesin bilet alıp yollayacaklarından, hem bilete verecek param yok, hem de ikinci dönem vereceğim dersin programını hazırlamam lazım demiştim). &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Ben küçükken ve de ukalalıkla ilgili bi suç işlediysem, annem bana "sıçtığım bok," diye başlayan ve devam eden bi monologla serzenişte bulunurdu. O zaman nası otururdu içime. ühüüü annem bana sıçtığım bok dediiiiiiiii diye ağlardım.  (O yüzdendir ki en sevdğim yiğit özgür karikatüründeki konuşma balonları şöyledir: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Baba: Bu hükümetten bi bok olmaz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; text-transform: lowercase; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;ocuk: hiii! anne, babam bok dedi.&lt;br /&gt;anne: gücüne mi gitti yarraam.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;kıhkıhkıh bayılıyorum ya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;Neyse. ulan şimdi bi hoşuma gidiyo. sıçtığım bok. hohoho, çok süper bi anne küfürü bence. sırf çocuğuma kızıp "doğru konuş benle, sıçtığım bok!" diyebilmek için çocuk edinmeyi isteyebilirim resmen.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;madem öyle, madem yemek tarifi yazasım da yok, bir maniyle bitireyim:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;çatıdaki fareler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;tıkır tıkır ettiler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;daha yazacaktım ama&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;kalemimi yediler &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;bi de bunun vişneli versiyonu mu vardı neydi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;vadevııııırrrr&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style=" line-height: 18px; text-transform: lowercase;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'trebuchet ms';"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özlediiiim hem annemi hem babamı çengelköyü özlediiiiim!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5381826395105523846?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5381826395105523846/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5381826395105523846' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5381826395105523846'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5381826395105523846'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/universite-hayatm-boyunca-odamn-en.html' title='ev işi, temizlik, yemek ve sıçtığım bok. evet öyle.'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-3884150083572646653</id><published>2009-12-02T23:52:00.005-05:00</published><updated>2009-12-03T00:19:02.967-05:00</updated><title type='text'>çorbamın tuzu, dolunay ve iki buçuk aydır görülemeyen ve hazirana kadar da görülemeyecek canımın yarısı arkadaşla konuşma sonrası.</title><content type='html'>&lt;div&gt;ya da, yağmur, sigur ros ve hasret.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bunu tariften çok metnin kendisini çok sevdiğimden yazıyorum (zaten kuyruk çorbası benim için yemekten ziyade bir korku filmi enstantenesi gibi). kitabın türkçesi türkiyede olduğundan da ingilizce olacak (yani ah yeni nesil ne hallere düşmüş diyerek okuyan bi ev hanımı teyze varsa kendisinden özür diliyorum dil seçimi için) (iyice salaklaştım haa--ah dolunay ahhh!).&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"ox tail soup&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 ox tails&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 onion&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 cloves garlic&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4 tomatoes&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1/4 kilo string beans&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 potatoes&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4 chiles moritas&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Preparation:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;The cut up ox tails are placed in a pan to cook with a chunk of onion, garlic, and salt and pepper to taste. It's advisable to add a little more water that you normally would, since you are making a soup. A good soup that's worth something has to be soupy without getting watery.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soups can cure any illness, whether pyhsical or mental--at least, that was Chencha's firm belief, and Tita's too, although she hadn't given sufficient credit to it for quite some time. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ox-tail soup! She couldn't believe it. And behind John, in came Chencha, covered in tears. The embrace they exchanged was brief, because they didn't want the soup to get cold. With the first sip, Nacha appeared there at her side, stroking her hair as she ate, as she had done when she was little and sick, kissing her forehead over and over. There were all the times with Nacha, the childhood games in the kitchen, the trips to the market, the still-warm tortillas, the colored apricot pits, the Christmas rolls, the smells of boiled milk, bread with cream, chocolate atole, cumin, garlic, onion. As always, throughout her life, with a whiff of onion, the tears began. She cried as she hadn't cried since the day she was born. How good it was to have a long talk with Nacha. Just like old times, when Nacha was still alive, and they had so often made ox-tail soup together. Chencha and Tita laughed reliving those moments, and they cried remembering the steps of the recipe. At last Tita had been able to remember a recipe, once she had remembered the first step, chopping the onion.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;The onion and the garlic are chopped very fine and placed in a little oil to fry; as soon as they become transparent, the potatoes, beans and chopped tomatoes are stirred in until the flavors meld.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;John interrupted these memories by bursting into the room, alarmed by the stream that was running down the stairs.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;When he realized it was just Tita's tears, John blessed Chencha and her ox-tail soup for having accomplished what none of his medicines had been able to do--making Tita weep. ..."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Like Water for Chocolate&lt;/i&gt;, Esquivel.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-3884150083572646653?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/3884150083572646653/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=3884150083572646653' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3884150083572646653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3884150083572646653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/corbamn-tuzu-dolunay-ve-iki-bucuk-aydr.html' title='çorbamın tuzu, dolunay ve iki buçuk aydır görülemeyen ve hazirana kadar da görülemeyecek canımın yarısı arkadaşla konuşma sonrası.'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-9129094093573116363</id><published>2009-12-01T21:26:00.002-05:00</published><updated>2009-12-01T21:35:15.659-05:00</updated><title type='text'>abovv</title><content type='html'>Yine onun bunun bloguna bakıyodum (bu sefer benimkinden next blog tuşu ile ilerlenebilenler ama sadece) (yani balıketli türk teyzelerin evde beylerini beklerken, çocuk da okuldayken ya da uyurken yemek tarifi yazıp bebek resmi ekledikleri blogları) (öyle demeyin çok komik bazıları) (faydalı da; badem ezmesi tarifi aldım demin, naaaaber!), yaratıcı teyzelerden biri kakaolu kekine şu adı vermiş: Kunta-Kinte. Bununla da yetinmemiş, hani göndermesini anlamayanlar olursa diye paranthetical info koymuş (sadece ben mi kullanıcam parantez di mi) Zenci Kek. Abovvv diyorum sadece.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de, geçenlerde bir diğer sıkıcı response paperımı yazarken fark ettim ki biz (Türkçede yani) Amerikan yerlilerine (ki bu da doğru ifade olmasa gerek) hala utanmadan sıkılmadan "kızılderili" diyoruz. Amerikalılar bile (olanca dangozluklarıyla) yapmıyo bu kadarını. Var mı acaba benim bilmediğim başka bir ifade? Yoksa yerli mi? Edebiyat öğretmeni teyze&amp;amp;eniştelere sormak ilazım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-9129094093573116363?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/9129094093573116363/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=9129094093573116363' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9129094093573116363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9129094093573116363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/12/abovv.html' title='abovv'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-9205937218869888026</id><published>2009-11-30T16:29:00.004-05:00</published><updated>2009-11-30T16:52:22.793-05:00</updated><title type='text'>sinking in the rain----kuru fasülye (ıslak yağmur sezonunun başlamasına karşı küçük çaplı bir mutfak direnişi)</title><content type='html'>Çok yağmur var çok. evde de yemek yok. canım balık istiyor ama balık da yok.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;keşke biri tutsa,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;biri temizlese, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;biri pişirse,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben de afiyetle yesem.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama malesef hani bana hani banadan öteye gidemiyorum:(&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O yüzden, buraya yerleşişimin anca bir buçuğuncu senesinde, o da Seda sayesinde girme cesareti gösterdiğim Orta Doğu marketinde bulduğum ve de acı sevmememe rağmen sırf annemle babam yedikleri tüm kurubakliyat yemeklerine kattıklarından (yani bildiğin nostalji olsun, Benjaminciğimin melankolisi teoriden pratiğe aksın diye) (oha bu cümle kontrolümden çıktı artık benim, toparlıyamıcam galiba) aldığım türk malı acı-sosu denemek, nostaljiye nostalji katmak için kuru fasülye yapıcam (oldu galiba?). Yanına da bi pilav. Yanına da turşu. Gönlümde hala balık var ama bunla da idare edebilirim sanki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;evek malzemeleri veriyorum, aman kaçırmayın. Ama kaçıran izleyicilerimiz için altyazı geçicez.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün geceden yağmurun altında kaderlerine terkedilmiş kuru fasülyecikler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soğan (fasülyenin ve de şuanki havanın aksine kuru olacak bu)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Salça (bi kaşık normel, bi kaşık biber. şahsen benim biber salçamın artık son çırpınışları, türkiyeden biri gelse de ısmarlasam ne güzel olur)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Patates havuç sevenler onlardan da koysun, ben koyucam. Ha bu arada, etsiz yapıyorum ben bu yemeği. Hatta ben tüm yemekleri etsiz yapıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tuz, pul biber.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;malzemelerden sonrasında bi numara yok zaten. Fasülyeler haşlanacak, mutfak kötü kötü kokacak, fokurdama esnasında bazı fasülyelerin ceketleri çıkacak, ulan şimdi bunları ayıklamalı mı ayıklamamalı mı denecek... Sonra, her zamanki gibi, soğan kavrulacak, salça eklenecek kavrulacak. Yumuşamış ama hala tıkırlıklarını koruyan (tıkırlığını korumak, deyim olsun bu) fasülyeler, havuç ve patates de eklenip kavrulmaya devam edilecek. Son olarak su, tuz pul biber eklenecek ve pişene kadar yandaki ocakta bi de pilav yapılınıverecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki yarının okumalarını kim yapacak, response paperını kim yazacak? Peki ya sonraki günün? Peki ya konferans abstracti? Ah ulan, doktora yapacağıma ev kızı olmak vardı. Öyle de yemek yapıyosun böyle de, ne farkı kaldı akademisyenliğin ev kızlığından?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-9205937218869888026?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/9205937218869888026/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=9205937218869888026' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9205937218869888026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9205937218869888026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/11/sinking-in-rain-kuru-fasulye-slak.html' title='sinking in the rain----kuru fasülye (ıslak yağmur sezonunun başlamasına karşı küçük çaplı bir mutfak direnişi)'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-6631744397956666198</id><published>2009-11-29T16:27:00.008-05:00</published><updated>2009-11-29T20:38:33.717-05:00</updated><title type='text'>ders çalışmayıp hikaye yazmanın dayanılmaz ağırlığı</title><content type='html'>uzun süre blog mlog kaale almadıktan sonra sevgili sedanın gelişi ve derslerimin artık kaçınılmaz şekilde çalışılması gerekliliği vesilesiyle işte geldim burdayım. sabahtan beri onu bunu şunu okudum durdum. oysaki yarınki dersin makalelerini ve de 200 sayfalık romanını okumam gerekiyordu. umarım gece güvenimi karşılıksız bırakmaz.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sevgili "next blog" tuşu bugün beni hiç yalnız bırakmadı. özellikle de kısa hikaye yazılan bloglardan koşar adım kaçtım. niyeyse pek hoşuma gitmiyor. niyeyse değil gerçi. niyesini biliyorum ve zaten o yüzden yazıyorum. ama niyeyse kelimesini pek seviyorum. neyse (niyeyse 2 yaklaşık sonuç). sevmiyorum çünkü kısa hikaye biraz zor bir edebi form. valla. roman kocaman mesela, illa bir yerinde iki üç başarı elde eder yazar. oyun desen, hepimiz okul çıkışı eve koşup daha 15 dakika önce yanından ayrılınan best firend forevır ile saatlerce telefonda konuşabilerek diyalogda ustalık aşamasına varmış kişileriz. şiir desen, bul iki metafor, uğraş 5 saat, al sana idare edecek bi şiir. mesela aha: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;babacım babacığım,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;acıyor elcağızım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;dört tekerinle gelsen,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;beni markete götürüversen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şair bu dizelerinde el memleketinde babasının arabasından yoksun mutfak alışverişi yapmanın zorluğundan dem vurmakta. dil oyunu desen var, synecdoche desen var, uyak desen var. hatta intertextuality bile var ("Daddy", S.P.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bunlar da şahane olur demiyorum tabi de, bence sanki azıcık da olsa daha zor hikaye. gerçi bana mı düştü eleştirmek. ben oturup zitkala sa okuyup onu eleştirsem de final paperımda üç kulaç yol alsam...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;neyse işte, hani ders çalışmak lazım ya, o yüzden çalışılmaz hani bi türlü. hani? işte ondan kelli, ben de oturup şu blog aleminde en sevmediğim şeyi bizzat yaptım. hohoho. tam iki saatimi feda ettim kalleş defter sayfasına. hem de tüm blog hikayelerinden de kötü oldu. olsun. en azından hayatımda ilk kez bitirmeyi başardım. zira hiç bitiremem, sonra da nası olsa bok gibi oldu der, atarım bi kenara. bu seferki pek zevzek bişi olduğundan "bok gibi, rezalet, bu ne lan, ay korkunç, bitiremedim, tövbe tövbe, hmmm, bilemedim, keep up with the good work" gibi eleştirel kalıplara girmeyen; kendi çapındaki gereksizliğiyle değerlendirme dışı kalan; depresif, parlak, bu dünyaya ait olmayan, başka bi boyutta çok işler başaracak, ennuili hikaye yazarlarından çekinmeme gerek bırakmayacak bi hikaye olduğundan yazıverdim gitti. gerçi daha yazmadım di mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;ha bi de malum bu bi yemek tarifi blogu, therefore bunu yemek tarifi gibi okuyun (laura esquivel'ciğimin &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;Acı Çikolata'&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;sı gibi).&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama dur, önce:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bugünün yemeği: zeytinyağlı barbunya (neden? çünkü okuduğum kitabın anlatıcısının adı Tambu. Barbunya yapmayayım da ne yapayım. ama tabi bi de buzlukta pişmeye hazır hale getirilmiş bi tabak barbunya olması da isabet oldu.) ile kabaklı patatesli kepekli makarna (hem de organik. ev arkadaşı klozet temizleme zırvasını bile organik alan amnesty international gönüllüsü bi vegan olunca arada alışveriş esnasında garip adımlar atabiliyor insan.)&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bugün doğan çocuklara isim: kız ise duneçka oğlan ise raskolnikov. kaderleri benzemesin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bugünün tarihi önemi: sigortayı attırıp fark etmeyip "vay be amerikada da elektrikler kesiliyormuş" demiş olduğum ve salaklığıma 2 saat boyunca doymadığım gün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;---Huzur-- ---&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;(defter sayfasına kara kalem çalışması)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Malzemeler:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Huzurevi sakinleri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Otobüs&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Taksim Sahnesi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tek Kişilik Tiyatro Oyunu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sahne&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Koltuk&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oyuncu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karanlık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Yapılışı:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karıştırıvee hepsini. bizde yapılmışı var:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Hadi Abidin Amca, seni şimdiden götüreyim ben otobüse, ancak yürürüz diğerleri gelmeden."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ben gelmem, aşçı İbraamla televizyon izlicem ben. Dizi var bugün, ona bakacam."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Of Abidin Amca, zaten ayda topu topu kaç kez çıkabiliyorsunuz ki dışarı? Gel işte. İyi kötü. Hep içerde kalmayın diye yapıyoruz bu gezileri, iyice içinize kapanmayın, huzursuz olmayın diye."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Kahveye gidek o zaman, tiyatro neymiş?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Hadi hadi gir koluma."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Otobüse biniş ayrı şenlik, iniş ayrı karmaşa oldu. Sıraselviler girişinde yolu kapayan huzurevi otobüsü en 15 dakika trafiğe neden oldu. Kornalar, polisler, küfürler, sinirler, sirenler... Ama sonunda herkes girdi. Taksim Sahnesi. Tek kişilik bir oyun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;F sırası komple, G sırasının ortasından 10 koltuk.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ben Mualla hanımdan daha yaşlıyım, niye arkasına oturuyorum Melek kızım?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Neriman annem, ne fark eder, epi topu bir sıra değil mi?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Olmaz, benim torunlarım hep onun elini öpüyor geldiklerinde, onunkiler benim hatrımı bile sormuyor."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ne diyor o Neriman?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Yok bir şey Mualla Teyze, sen Murtaza amcanın yanına ilerle öndeki sırada."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Oturmam ben oraya."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Niye?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Osuruyo o, eşek osuruğu. İçi kokuşmuş ekşimiş o Murtazanın. Oturmammmm!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ay Mualla teyze! Rezil oluyoruz, bağırma! Tamam sen geç arkaya, Neriman teyzeeee, sen gel öne hadi."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ohh sefam olsun Muallaaaa!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Oturdu mu herkes? Bakın hepinizin suyu var, tuvalete de gittiniz. Beni rezil etmeyin, sessiz oturun izleyin."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"He kızım he otur sen."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Yanlıştı bu yaptığı, yanlıştı. Belki de... Belki de... Ah Antonio, neden anlatmadın bana, neden öldün ve bıraktın beni bu odada, içerde? Huzur bu odanın duvarlarından içeri sızamıyor artık. Sanki gidişin hapsetti beni bu hücreye--huzurun asla varolmayacağı bu eve, odaya. Ah nasıl da imreniyorum dışarıdaki, pencerenin önünden geçenlerin gözlerinde o tatlı ışığı gördüğümde. Huzur!... Bense varoluşun bu gizli odasında her gün daha da uzaklaşıyorum o ışıktan. Duvarlar yakınlaşıyor sanki her gün, ortadaki boşluk eriyip bitiyor. daha geçen gün yatağı ortaya çekmiştim, şimdi yine yapışmış duvara. Evet evet, ilerliyor duvarlar! ..."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Elhamdullillah yarebbi şükür"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"hişşş, teyze, sessiz."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Çıksam bu odadan, Huzur yine kaçar mı benden? Hatta... Ya ben çıkınca huzur içeri girerse? O zaman tüm dünyayı da huzurdan mahrum bırakmış olmaz mıyım? Ah Antonio! Huzur bu odaya dolar, huzursuz insanlar bu odayı bir mabede dönüştürür. Gözlerinde ışık kalmamış insanlar doluşur içeri. Adaklar adar, mumlar yakar ve benim odaya girmem için yalvarırlar. Girer miyim acaba? Dışarısı olanca huzursuzluğuna rağmen, yine de daha dolu, daha az yalnız. Duvarlar yok beni gün be gün sıkıştıracak, yatağımı yalayacak...."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Kakam geldi."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Abidin Amcaaaaa!!!! Sus lütfen, denir mi öyle?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bu kancık karı ileri geri konuşuyo ya, ben de derim kakam geldi!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ay nolur sus!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ah ne zor şey varlık! Benlik varlık ahhh! Sen yokken huzur sadece bir ur içimde. Mutluluğun yokluğunu hatırlatan bir kanser, büyüyor bu odanın içinde, hemen tenimin dışında. Huzur yok bu evde!..."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Kalk gidek."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"He gidek, deli garı car car gonuşuyo."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Eşeğin götüne kaçasın!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Şşşşş, ayıp oluyor amcalar, bak çocuklar var burda."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Atlar sike çocuğunu da seni de!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Aaaa, olacak iş değil!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Abidin amcaaa, rezil ettin bizi rezil! Sus!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Gidecem ben." &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Otur aşağı, yoksa televizyon da dizi de yok sana bir daha!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Hay dedesini domuz domaltan!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Yeter!!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Sadece sen anlardın ruhumdan Antonio, ruhumdan, tinimden, özümden! Şimdi her şey yabancı, herkes yabancı. Dışarısı yabancı, içerisiyse huzursuz, duvarlar üstüme geliyor. Bir sabah ezilmiş bedenimi bulacaklar. Ruhumsa çoktan ezildi. Sen gidince, sen bir söz etmeksizin gidince, kendini bu pencereden aşağıya bırakınca. Ne bir söz ne bir bakış. Öylece...."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Vay yavruuuuum, ölmüş mü kocası? Vah vah yavrum vaaaah, gencecik dul kalmış he mi?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Atlanır mı pencereden? Allahın verdiği canı allah alır, çok günah çok. Tövbe de kızıııım."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Şapkanı çıkar."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ne çıkarıcam be, deli kancık sen de."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Göremiyom karıyı."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ayağa kalk o zaman."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Lan çıkarsana."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Sen kendin çıkar, bak sende de var şapka. Ben de senden göremiyorum."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Kitapsız, ben senin arkandayım, nereyi göremiyosun benim yüzümden?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Sen neyi göremiyosan ben de onu."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Amca, sessiz olun, bakın oyuncuya ayıp oluyor..."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Geliyorum Antonio, geliyorum yanına. Açtım pencereyi işte; yere vardığımda, aynı senin vardığın yere, içim huzurla dolacak, ben de sana kavuşacağım. Bu eve girmeyen o huzur sarhoş edecek beni, duymayacağım acı. Geliyorum Antonio, geliyorum huzur, aaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhhh."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Götlek karı."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ay Abidin Amca yapma! Yeter konuştuğun. Yok bir daha sizle dışarı çıkmak huzurevinden! Oturun içeride, camdan dışarı bakın. Size  o müstehak! Dışarısı haram artık size!"&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bitti bitli kitli ...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ha bi de, hemen okumasını da yapiim, yaşlılar ben, replikler de sevmediğim hikayeleri temsil ediyo (evet ukalayım hohoho)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-6631744397956666198?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/6631744397956666198/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=6631744397956666198' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/6631744397956666198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/6631744397956666198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/11/ders-calsmayp-hikaye-yazmann-dayanlmaz.html' title='ders çalışmayıp hikaye yazmanın dayanılmaz ağırlığı'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-9188775890106107758</id><published>2009-02-09T21:30:00.003-05:00</published><updated>2009-02-09T21:43:42.043-05:00</updated><title type='text'>denişiklik</title><content type='html'>Hep mercimek, hep fasulye olmaz di mi sevgili blog? Arada farklı bişiler de yazalım da karizma olsun. Mesela az önce birlikte çok güzel gittiklerini farkettiğim şu üçlüyü tarihe geçirelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eddy's kahveli ve çikolatalı dondurma, minik doğranmış çilek ve üstüne de inceden Baileys (with a hint of coffee modeli kendisinin).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar muhteşem oldu ki şimdiden iki kase yedim, bakalım gece neler gösterecek, daha kaç kase yedirecek:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam zamanında geldi, yoksa Afrikalıların Asyalıların 20. yüzyıl acılarından kafayı yiyecektim. Bi acılı kitap bitiyor hemen yenisi başlıyor, Equiano, Things Fall Apart, A Grain of Wheat, Sea of Poppies... Empatiyi bir kenara bırakmak lazım. Geçen gün Kenya ile ilgili bi makale okurken ağlayacaktım az daha. Gerçi ben ırkçı değil miyim? Gayet de öyleyim. Yok lan değilim. Benim ırklarla derdim yok. Ben toptan insanlıktan nefret ediyorum. Swift gibi. Seviyorum kendisini, insanlığın aksine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencilerime Orwell'dan bi makale okutucam, "Shooting an Elephant". Orwell bir taraftan İngilizlere ve emparyalizme nasıl da karşı olduğunu yazarken, öbür taraftan da Burma'da geçirdiği günler boyunca Burmalılardan ne kadar nefret ettiğini ve elinde olsa birkaçını nasıl öldürüvereceğini anlatıyor. Hislerime tercüman olmuş bu iki yüzlülüğüyle:p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, kimse duymasın içimdeki canavarı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiyelim güzelleşelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çirkin kadın yoktur, az içki vardır" lafı "içelim güzelleşelim" lafından mı geliyor acep? :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-9188775890106107758?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/9188775890106107758/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=9188775890106107758' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9188775890106107758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/9188775890106107758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/02/denisiklik.html' title='denişiklik'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8934722605568473473</id><published>2009-02-01T23:52:00.003-05:00</published><updated>2009-02-02T00:00:05.472-05:00</updated><title type='text'>extra köri-kılır aktiviti</title><content type='html'>Yoğun istek üzerine normalde kimseyle paylaşmayacağım hatta sadece çok özel günlerde yapacağım bir yemeğin tarifini, sayısı 2-3'ü geçmeyen sizlere açmaya karar verdim. İşte o yüce tarif:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnaya köri koymak!&lt;br /&gt;Önce makarnayı yapıyorum, sonra üstüne "ulan bu makarnaya ne koymalı da sonuçta ortaya çıkacak yemeğimsiyi sıkıcı makarnalıktan çıkarıp kendimi psikolojik açıdan rahatlatmalı" bakışları altında baharat rafında bulunan super hot curry (türkçe meali süper seksi köri oluyor) şişesini ileri geri ileri geri hafifçe oynatıp "ulan yine çok koydum" nidaları eşliğinde pişirme işlemini bitiriyorum. Evet kabul ediyorum, biraz zor bi yemek ama dedim ya, anca özel günlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunum perileri bu gece beni ziyaret etse ve sabah kalktığımda bilgisayarımda "sunum.doc" diye bi belge bulsam!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8934722605568473473?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8934722605568473473/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8934722605568473473' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8934722605568473473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8934722605568473473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/02/extra-kori-klr-aktiviti.html' title='extra köri-kılır aktiviti'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-3683982828615796354</id><published>2009-01-25T20:49:00.002-05:00</published><updated>2009-01-25T20:55:53.747-05:00</updated><title type='text'>iki haiku</title><content type='html'>After killing the spider,&lt;br /&gt;A lonely&lt;br /&gt;Cold night&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;          Shiki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vazgeçiverdim&lt;br /&gt;ikinci&lt;br /&gt;şiirden...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-3683982828615796354?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/3683982828615796354/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=3683982828615796354' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3683982828615796354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3683982828615796354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/iki-haiku.html' title='iki haiku'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-3338117318689257204</id><published>2009-01-25T20:26:00.004-05:00</published><updated>2009-01-25T20:34:03.490-05:00</updated><title type='text'>barbunyanın kadim dostu bulgur pilavı</title><content type='html'>Sanırım şimdiden sıkıldım ben bu blog işinden... Maymun iştahlı derken haklıymış annem. Ama öyle olsa hala doktoraya devam eder miydim? maymun iştahlılık VS doktora zira...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğanı kavurmak&lt;br /&gt;Domates ve salça eklemek&lt;br /&gt;Öldürmek sonra onları ateşte kavurarak...&lt;br /&gt;Ölmezlerse üstlerine bire bir buçuk bardak su dökerek boğmak...&lt;br /&gt;Yine ölmezlerse harlı ateşte cayır cayır kaynatmak...&lt;br /&gt;Bulgurla birlikte iyi ve kötü bütün anıları da dökmek tencereye.&lt;br /&gt;Ne harlı (o kadar çabuk olmaz unutmak) ne de az (o kadar da boşlanmamalı ama) ateşte pişmeye bırakmak.&lt;br /&gt;Tencerede başkalarının gözlerini görmek.&lt;br /&gt;Nokta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişmiştir diye ummaktan başka çare yok&lt;br /&gt;:1&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-3338117318689257204?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/3338117318689257204/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=3338117318689257204' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3338117318689257204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/3338117318689257204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/barbunyann-kadim-dostu-bulgur-pilav.html' title='barbunyanın kadim dostu bulgur pilavı'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-5676009050551246417</id><published>2009-01-23T00:25:00.002-05:00</published><updated>2009-01-23T00:45:36.336-05:00</updated><title type='text'>Barbunya Mon Amour (litfen Morrissey dinleyerek yapalım!)</title><content type='html'>Bir adet iri kıyım soğan, bir adet sarımsak ve az adet biberi zeytinyağında kavur.&lt;br /&gt;/ A la Piazza Cavour/&lt;br /&gt;Suda uzun bir süre beklemiş hatta yetmemiş bir de haşlanmış barbunyalarla birlikte havuç, küçük bir domates, yarım çorba kaşığı toz şeker, tuz ve de yarım limonun suyunu tencereye at.&lt;br /&gt;/Irish blood English heart.../&lt;br /&gt;Küp doğranmış bir patates koy, 3 dakika (ay ne specificim diy mi bu sefer?) kavur ve çokça su ekle. Pişince üstüne maydonoz ve pul biber dök.&lt;br /&gt;/And think of someone you physically admireeeee and let me kiss youuuu lölölö!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerimi "meat is murder" diyerek bitirmek isterim. Ama balıkları meat saymasak be morrisseyciğim canımın içi? Bi barbun olsa mesela şimdi, baba tarafından kızartılmış?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-5676009050551246417?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/5676009050551246417/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=5676009050551246417' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5676009050551246417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/5676009050551246417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/barbunya-mon-amour-litfen-morrissey.html' title='Barbunya Mon Amour (litfen Morrissey dinleyerek yapalım!)'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-4348814014389579929</id><published>2009-01-22T00:09:00.000-05:00</published><updated>2009-01-22T00:11:05.115-05:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/SXf_4unFG9I/AAAAAAAAAAM/2YX5nKYXuxo/s1600-h/3124.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/SXf_4unFG9I/AAAAAAAAAAM/2YX5nKYXuxo/s400/3124.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293981237047008210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-4348814014389579929?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/4348814014389579929/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=4348814014389579929' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/4348814014389579929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/4348814014389579929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/blog-post.html' title=''/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/SXf_4unFG9I/AAAAAAAAAAM/2YX5nKYXuxo/s72-c/3124.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-7653404139965250430</id><published>2009-01-20T15:20:00.004-05:00</published><updated>2009-01-23T00:24:50.510-05:00</updated><title type='text'>Brussel Sprouts Prepared by a Turk in Boston-- ay ne enternasyonel!</title><content type='html'>Öncelikle önerim modern dünyanın ganimetlerinden yararlanıp anamaddeyi Brüksel'e değil süpermarkete giderek edinmek. Ha keşke gidebilsen, o ayrı... ne güzeldir kim bilir oralar, gerçi ne biliyorum ki, buz gibidir belki (burası çok sıcak ya). Bi yerlere gitmek lazımsa sıcak bi yerlere mi gitmeli acaba? Neyse, yeteri kadar dağınığım şu anda, eğer yollara yolculuklara fazla takılırsam kendimi gezi fotoğraflarımın dosyalarına vurup 2 saat daha kaybetme riskim var! Ciddiyet!&lt;br /&gt;Soğanı sarımsağı kavur, üstüne ekle bebeleri, biraz daha kavur, üstüne havuç ve patetes (i say patetes you say patates? ı ıh) pardon patates de ekle, salçasını tuzunu ekle, ekle de ekle, ekle ekle ekle. Üstünü anca kapatacak kadar su ekl-- koy.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne basit diy mi? Ah ah keşke herşey  böyle olsa, istediğim malzemeleri ekleyip istediğim yaşama ulaşıversem; kıvamından memnun olmazsam su ekleyebilsem falan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi dakka ya, sıkıcı mıyım neyim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-7653404139965250430?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/7653404139965250430/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=7653404139965250430' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7653404139965250430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7653404139965250430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/brussel-sprouts-prepared-by-turk-in.html' title='Brussel Sprouts Prepared by a Turk in Boston-- ay ne enternasyonel!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8694790278288953732</id><published>2009-01-19T12:54:00.003-05:00</published><updated>2009-01-19T13:06:16.402-05:00</updated><title type='text'>Yeşil Mercimek--think green, not mean:)</title><content type='html'>Bitmedi işte Glissant! Oysaki Dave Brubeck 3 kere falan döndü durdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En dibe inmeden kendimi toplayamayacağıma dair bi düşüncem var. O yüzden hadi biraz  vaktimi daha boşa harcayayım da hiç vaktim kalmasın okumalarımı bitirmeye, sinir krizi geçirip uyumadan ders çalışayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman tüm victorian novelcılar için gelsin bu tarif (?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşili bozuk mercimekleri bir vakit haşla, mesela soğanı soyup doğrayıp kavurana kadar, ya da yanına illa ki yapacağın pilavın aksiyonu bitene kadar. Yok ikisi de hazırsa, bir iki Yiğit Özgür? Neyse. Soğan, mercimek ve bir çorba kaşığı falan salçayı kavur bir süre. Su, tuz, pul biber ekle, kaynat fokurdat (yonca evcimik'in "sallan yuvarlan bana" şarkısı gibi olmadı mı hı? hı? hooop?). Tam filmlerdeki iğrenç hapishane ya da yetimhane yemekleri kıvamına gelsin; öyleki gözünde demir bir çanakta bu çorbayı ve bir somun bayat ekmeğini yiyen Oliver Twist ya da Kibritçi Kız canlansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama olanca çirkinliğine rağmen ne şahane bi çorba; gavurlar bile seviyor alışık olmadıkları bişi olduğu halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba ders çalışabilir miyim artık sevgili diversion tanrısı?&lt;br /&gt;Let's forget Glissant and begin Ian Watts, hadi romanı doğuralım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8694790278288953732?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8694790278288953732/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8694790278288953732' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8694790278288953732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8694790278288953732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/yeil-mercimek-think-green-not-mean.html' title='Yeşil Mercimek--think green, not mean:)'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-8639270937669425266</id><published>2009-01-18T21:49:00.002-05:00</published><updated>2009-11-30T18:53:47.864-05:00</updated><title type='text'>karda yuvarlandım oy oy, ocağa tarhana koy koy!</title><content type='html'>Adımı gugıl sörç yapıp aramalarda bu sayfanın çıkmadığını görmenin rahatlığı ve karnımın doymuş olmasının keyfiyle başlıyorum ilk tarife. Ne tarifi denecek olursa, yemek tarifi a dostlar. Çünkü bu sayfa olanca resmiyetsizliğine rağmen bendenizin yeni yemek defteri oldu. İşinde gücünde bir doktora öğrencisine bu kadar yakışmaz herhalde şu blog. Neyseki işimde gücümde pek değilim de bana yakışıyor. Yok bana da yakışmıyor gerçi ama en fazla "cık cık cık" tepkisi alırım. Zira daha büyük tepki verecek olan kişiler yani buna zaman ayırıp uğraşırken okumalarını yapmayacağım derslerin hocaları Türkçe bilmiyor. çat çat çat kel behzat! (yaşasın kötülük manasında, hani ayşen gruda'nın oynadığı "Ana" dizisindeki Kel Behzat). neyse işte, whatever...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bu çorbadan maksimum tat almak için önce takriben 3 saat karlarda yuvarlanmak, kantinden çalınan tepsilerle kampüsteki tepelerden çığlık çığlığa kaymak, arkadaşlarla boğuşmak, gruptaki en minik kişiyi hunharca karlara atmak, en son da kıçına kadar sırılsıklam olarak, yorgun ama vakur (mağrur diyecektim ama ekşisözlük aklımı çeldi) bir şekilde eve yürümek gerekiyor. Bu önkoşullar tamamsa tencere alına, içine sarımsaklı zeytinyağı döküle (tariflerimiz evdeki malzemelerle denen yemek kitabı reklamındaki Emine Beder geldi bak aklıma; sarımsaklı zeytinyağın yoksa zeytinyağında azıcık sarımsak kavur arkadaş!). Sonra tabi her tarhana çorbasında olduğu gibi iki kaşık domates rendesi "ila" iki kaşık salça kavurula. Nanesi pul biberi bu arada eklene. Niye derseniz, ne biliyim ben derim işte. Ben yaptım oldu, ondan. Neyse, bunlar insanın aklına "ulan çorbadan vaz geçsem de şu leziz sosa ekmek batıra batıra yesem ne güzel olur" cümlesini getirdiğinde olmuştur demek, hemen -yani şeytana uymadan- kaynar su eklene. Ne kadar? işte rengi, çorbanızda görmek istediğiniz renk olana kadar (lafa bak şimdi!). Yani çok beyazlamasın, çok da cırt kırmızı olmasın. Amaaaan koyun işte 6 su bardağı! (salladım yalnız). Bir süre sonra bu su kaynayacak, haliyle. O arada siz de bir tabağa şöyle bir 6-7 çorba kaşığı tarhana koyun, üstüne de az buçuk su ekleyin ki yımışasın keratalar. Biraz şiştiklerinde kaynayan suya dökün ama üstünüze sıçratmayın, dikkat edin. Benden uyarması. Kaynatın karıştırın. Karıştırın kaynatın. Rın rın rın rın! Çok duru oldu di mi? Kıhkıh, beceremediniz işte! Bir tarhana çorbası bile yapamadınız! Tüh size! Dur lan dur şaka yaptım. Amaç buydu zaten. Şimdi o dupduru çorbaya iki avuç erişte ekle bak nası bi anda muhteşem bişi olacak (bu arada ben senli benli oldum, "siz"i kaldırdım, kusura bakmazsın di mi?)! O erişteler suyu çekene kadar bir on dakika kadar kaynasın çorba, sonra yanına bir kase yoğurtla nası oluyor biliyor musun? Of ki ne of. İki koca kase yedim demin. Ah ah keşke annem "bolca erişte koyayım mı kızım yanına?" dediğinde hayır anne demeseydim. Keşke Amerika'ya leğen ve tas göndermesine (yaptı bunu!) daha çok muhalefet edip bavulda onlardan boşalan yeri anane tarhanası ve eriştesiyle donatsaydım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman entirimizi bir wisdomla süsleyelim: Afiyet olsun demekle deniz suyu içilmez. Puhaha, hayır bunu yazmayacaktım ama pişmanlıkla ilgili atasözü ararken yolda bunu buldum, dayanamadım yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir puhaha daha yazar ve the Dave Brubeck Quartet eşiliğinde Edouard Glissant'tan "Poetics of Relation"ı okumaya başlarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-8639270937669425266?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/8639270937669425266/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=8639270937669425266' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8639270937669425266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/8639270937669425266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/karda-yuvarlandm-oy-oy-ocaa-tarhana-koy.html' title='karda yuvarlandım oy oy, ocağa tarhana koy koy!'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3254435811149472467.post-7197593619602926225</id><published>2009-01-18T21:22:00.001-05:00</published><updated>2009-01-19T12:30:14.437-05:00</updated><title type='text'>start bloggingmiş; clubbing gibi</title><content type='html'>Dur bi, yemeğimi yiyim, bulaşığımı yıkiyim; öyle yazarım. Yazacağım şey de yemek zaten. Yaşasın yemek!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3254435811149472467-7197593619602926225?l=yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/feeds/7197593619602926225/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3254435811149472467&amp;postID=7197593619602926225' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7197593619602926225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3254435811149472467/posts/default/7197593619602926225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yetanotherdiversionfromstudying.blogspot.com/2009/01/start-bloggingmi-clubbing-gibi.html' title='start bloggingmiş; clubbing gibi'/><author><name>gü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10035763950488155242</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/__vRhmURCLB8/TOFGSJH39wI/AAAAAAAAAyE/p6uqSm-e2dg/S220/justin%2Bbryan%2Bnelson-wound%2Btight.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
